Zekât Vermek Kimlere Farzdır?

mehmetnurituran

Zekâtın sebebi, nisâb miktârı nâmî (büyüyen ve artan) bir mala sâhib olmaktır. Bu büyüme, bilfiil olmasa da bilkuvve bu­lunması (büyüme imkân ve kuvvetinde olması) yeterlidir. Ay takvimi ile bu malın üzerinden bir yıl geçmesi şarttır, güneş takvimi ile değildir.”

“Zekâtın farz olması için;

“a) Hanefîlere göre, zîrâî ürünlerin dışındaki mallarda borçlu bulunma­mak şart koşulmuştur. (Zirâî ürünlerde borçlu da olsa bu malların zekâtını verecektir. Zekâta tâbi’ diğer mallarda ise, borçlu olması durumunda zekât vermeyecektir.)

“b) Hanbelîlere göre, zekâta tâbi’ bütün mallarda borçlu bulunma­mak şarttır.

“c) Mâlikîlere göre; altın ve gümüşte borçlu bulunma­mak şarttır. Zîrâî ürünler, hayvanlar ve ma’denlerde ise, bu şart değildir.

“d) İmâm Şâfiìnin kavl-i cedîdine göre, borçlu bulunmamak zekâtın farz olmasının şartlarından değildir. (Ya’nî borç, zekât vermeye mâni’ değildir. Borçlu olsa dahi zekâtını verecektir.) İmâm Şâfiìnin kavl-i kadîmine göre ise; borç zekâta mâni’dir. (el-Fıkhu’l-İslâmî 2 / 747-750)

“Hanefîler, zekât verilecek malın hem borçtan, hem de sâhibinin aslî ihtiyâç­larından fazla olmasını şart koşmuşlardır. Çünkü borç ve ihtiyâç ile meşgùl olan bir mal, yok gibidir. İbn-i Melek, aslî ihtiyâcı şöyle açıklamıştır: ‘Aslî ihtiyâç, nafaka, mesken, savaş atları, sıcak veyâ soğuğa engel olmak için ihtiyâç duyulan elbiseler gibi ya bilfiil insanın helâkine mâni’ olan ihtiyâçlardır yâhut borç gibi takdîrî olarak in­sanı helâk olmaktan kurtaran şeylerdir. Çünkü borçlu kişi, elindeki nisâb miktârı mal ile borcunu ödemeye muhtâctır. San’atkârın âletleri, ev eşyâsı, binek atları ve ilim ehli olan kimselerin ilmî kitâbları da böyledir. Çünkü Hanefîlere göre, cehâlet helâk olmak gibidir.’” (el-Fıkhu’l-İslâmî 2 / 746-750)

El-Mevsûâtu’l-Fıkhiyye adlı eserde şöyle deniliyor:

“Diğer ashâb-ı mezâhib bu şartı müstakil olarak zikretmemişlerdir. Zîrâ Şerîat-ı Muhammediyye (asm), bu muayyen mallarda sene geçtikten sonra zekâtı farz kılmıştır. (Öyle ise Hanefîler takvâda bulunup zekâtlarını versinler.)”

“Hanefîlere göre çocuk ve aklı malül olanın mallarında zekât yoktur. Çünkü bu iki gurûp insan, namâz ve oruç gibi ibâdetleri edâ etmekle mükellef olmadıkları gibi; zekât ibâdetini edâ etmek husûsunda da mükellef değillerdir.

Cumhûra (Mâlikîler, Şâfiìler ve Hanbelîlere) göre ise: Büluğ çağına ermek ve akıllı olmak, zekâtın farz olması için şart değildir. Bunlar adına velîleri zekâtlarını öderler.”  (el-Fıkhu’l-İslâmî 2 / 739-740; el-Mevsûâtu’l-Fıkhiyye 23 / 232-233)

Malın kıymeti, zekât olarak verilebilir mi?

Zekâtta malın kıymetinin ödenip ödenemeyeceği konusunda mezheb imâmlarının görüşlerini şöyle sıralayabiliriz:

“1) Cumhûr-i ulemâya (Şâfiì, Hanbelî ve Mâlikî ulemâsına) göre; ticâret malının zekâtı kıymet (para) olarak verilir. Bunu, mal olarak vermek câiz değildir. Hanefîler ise; ticâret mallarının zekâtı kıymet olarak verilebileceği gibi; mal olarak verilebilir. Her ikisi de câizdir.

“2) Ticâret mallarının dışında kalan mallara ya’nî mevâşî (deve, koyun, keçi, sığır), zirâat mahsûlleri, altın ve gümüşe gelince; bu malların zekâtının kıymet olarak verilip verilmeyeceği husûsunda fakìhler ihtilâf etmişlerdir:

“a) Şâfiìler, bir kavle göre Mâlikîler ve Hanbelîlerin mezheb olarak kabûl ettikleri bir rivâyetine göre; ticâret mallarının dışında kalan malların zekâtını kıymet (para) olarak vermek câiz değildir.

“b) Hanefîler, meşhûr olan bir kavle göre Mâlikîler, bir rivâyette Hanbelîler ve İmâm Sevrî der ki; ticâret mallarının dışında kalan malların zekâtını kıymet olarak vermek câizdir.”[1] (Tafsîlâtlı bilgi Mesâilü’z-Zekât, 27. Fasıl)

Hangi maldan ne kadar zekât verilir mevzusu çok ayrıntılı bir mes’eledir onun için zekât verecekler bu konuda hocaefendilere veya fıkıh kitaplarına müracaat etsinler.

            Zekât kimlere verilir?

            Zekât toplamak ve dağıtmak normalde İslam devletinin görevidir ancak bügün böyle bir müessese bulunmadığı için bu vazifeyi kendimiz yapmak zorundayız. Bundan dolayı zekat verirken çok hassas davranmalıyız yoksa zekat verelim derken fakirin hakkını zayi etme ihtimalimiz var.

            Zekâtın rüknü, temlîktir. Ya’nî nisâbın bir parçasını maldan çıkarıp mal sâhibinin o kısımdaki mülkiyetini sona erdirmek sûretiyle fakìre, yâhut fakìr adına, birisine teslîm etmektir. (O kimse de fakìre teslîm edecektir.)

            Şunuda ifade edelimki zekât veren kişi kalbinde zekâta niyet edecek fakat karşıdaki fakìre ‘Bu benim zekâtımdır.’ dememelidir. Ahmed bin Hanbel’e sorulmuş: ‘Kişi kendi zekâtını verirken karşıdaki adama; “Bu benim zekâtımdır” diye ona bildirir mi yoksa sükut mu eder?’  O cevâben demiş ki: ‘Zekâtını verir ve bir şey demez. Karşıdakinin kulağını; “Bu benim zekâtımdır.” sözü ile çınlatmasının ne ma’nâsı vardır?’ İşte Ahmed b. Hanbel’in bu ifâdesi, zekâtı verirken ‘Bu benim zekâtımdır.’ diye âşikâre söylemenin kerâhetini bildirir.

            Zekâtın verileceği sınıfları, bizzât Cenâb-ı Hak kelâmında tesbît buyurmuştur. Tevbe sûresinin 60. âyet-i kerîmesinde zekât verilecek sınıflar şöyle îzâh edilmektedir:

“Farz ve vâcib olan sadakalar, ancak ve ancak;

“1) Fakr u zarûret içinde perîşân olup malı olmayan fukarâya;

“2) Ve sâhib olduğu malları, kendisini zillet ve meskenetten kurtarmaya kifâyet etmeyen miskinlere;

“3) Ve devlet-i şer’ìyye tarafından zekâtın ahâlîden toplanması, muhâfaza edilmesi ve dağıtılmasına me’mûr edilenlere;

“4) Ve kalblerinin İslâm’a ısındırılması veyâ şerlerinin def edilmesi istenilen müellefe-i kulûblara;

“5) Ve hürriyetlerine kavuşturmak için, bir mal mukàbili âzâd edilmek üzere efendisiyle anlaşma yapan mükâteb kölelere;

“6) Ve helâl yol ile borçlanıp, malı borcuna ve masraflarına kâfî gelmeyen borçlulara;

“7) Ve Kur’ân’ı ve ahkâm-ı İslâmiyyeyi hâkim kılmak için cihâd eden asâkirîn-i İslâmiyyeye;

“8) Ve vatanlarından uzak düşüp elleri mallarına ulaşamadığı için yolda kalmış olan yolculara verilir.

            Bu sekiz sınıfın dışındaki hayır cihetlerine zekâtı sarf etmek câiz değildir. Bu nedenle vakıflara, derneklere, örgütlere, cemiyetlere, cemâatlere, basın-yayın organlarına, câmilere, medreselere, tekye ve dergahlara, okullara zekât verilmez.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.