Yüzyıllardır Devam Eden Hastalık: Dilencilik

 

Geçen gün arkadaşlarla oturuyoruz bi kafede bi dilenci yaklaştı yanımıza gencecik bir adam. Dış görünüşü sağlam görünüyor hani engelli ya da hasta gibi durmuyor. Arkadaşlardan biri çıkarıp bozuk para uzattı. Ben bi tepki vermedim ve Gereksiz bir eylemdir dedim. Bi kaç tecrübem vardı çünkü daha öncelerden. Bi defasında bir kadına para değil de yiyecek ve giyecek gibi yardımda bulunduğumda beğenmemişti. Hatta bana para lazım al bunları başına çal cimri kadın demişti.

Bence dilencilere para yada menfaat sağlayacakları herhangi bir şey vererek sadece dilencilik sektörünün devamlılığını sağlamış oluyorsunuz, hepsi bu.

Aslında büyük bir paranoyadır, dilencilere olan güvensizlik. Medyada sık sık karşılaştığımız için, yok efendim üstünde şu kadar parayla yakalandı filan diye. o yüzden insan gerçekten güvenemiyor. Güvenemediği için de, gerçekten ihtiyacı olanı da aynı torbaya koymak zorunda kalıyor. bunu ortadan kaldırmanın en iyi yolu onu bir lokantaya oturtup, yiyecek yemeğinin parasını ödemek. yahut, market alış verişi yapıp eline vermek ve gibi gibi.

Dilenciler; günümüzün en çok konuşulan sorunlarından biri. İnsanların merhamet duygularına sığınarak bu işi kazanç haline getirerek, ‘Allah rızası…’ için diyip, el açarak kendilerine acındırıyorlar. Dikkat ettiğinizde kimileri köşe başlarında, kimileri vur-kaç taktiği ile hastalık numarası ile karşınıza çıkıyor.  Tabii ki birde bu işin kazanç faktörü var. Onları da televizyonların haber bültenlerinden veya gazetelerden öğreniyoruz. ‘ Zabıta ekiplerince yapılan dilenci operasyonunda’ diye başlayan cümlelerden sonra üzerinden milyonlar çıkan, evi, arabası olan, dilendiği para ile döviz alan, bankada yüklü miktarda hesabı olanlar vb. Ya da tek ayağı yokmuş gibi numara yapıp arabaların arasında dilenen ve kameraları görünce de telaşa kapılarak küfürler eden, oto yolda yürürken bir anda yere yığılarak ‘gelen var mı?’ diye etrafına bakanlar mı istersiniz? Var da var. Bu ve buna benzer örnekleri çoğalmak mümkün.

Tabii ki, dilencilik sadece günümüzün sorunu değildi. Bu yüzyıllardan beri devam eden bir hastalıktı bu durum.

Dilenciliğin özendirilmemesi için insanların üzerine düşen görevleri yerine getrimesi gerektiğini düşünmüyorum. İhtiyacı olan kişiler tespit edilmeli. Hatta ona da hacet bırakılmadan herkes önce kendi akrabalarından, çevresinden ve komşularından ihtiyacı olanları tespit ederek yardımda bulunmalıdır. Herkes bunu yaparsa ‘Ben nereden bileceğim kimin fakir olduğunu!’ gibi bir bahanede ortadan kalkmış olur.

‘Dilencilik toplumun şifa bulmaz bir yarasıdır.’

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.