Tesettür Nedir ve Hikmetleri Nelerdir2

mehmetnurituran

v[¬&ÅI7!ö¬w´W²&ÅI7!ö¬yÁV7!ö¬v²K¬”

Åw¬Z¬A[¬”«Ÿ«%ö²w¬8öÅw¬Z²[«V«2ö«w[¬9²G­<ö«w[¬X¬8ÌY­W²7!ö¬š@«,¬9«:ö«t¬#@«X«”«:ö«t¬%!«:²+«ž¬ö²u­5öÇ]¬AÅX7!ö@«ZÇ<«!ö@«<

ilâ âhir, âyeti, tesettürü emrediyor. Medeniyyet-i sefîhe ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhâlif gidiyor. Tesettürü, fıtrî görmüyor, “Bir esârettir” diyor. (*)

 (*): Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan lâyiha-i Temyîz’in müdâfaatından bir parça:

“Ben de Adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üç yüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insânların hayât-ı ictimâıyyesinde en kudsî ve hakíkí ve hakíkatlı bir düstûr-i İlahîyi, üç yüz elli bin tefsîrin tasdîklerine ve ittifâklarına istinâden ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdâdımızın i’tikádlarına iktidâen tefsîr eden bir adamı mahkûm eden haksız bir karârı, elbette rû-yi zemînde adâlet varsa, o karârı red ve bu hükmü nakzedecektir!..”

Elcevâb: Kur’ân-ı Hakîm’in bu hükmü tam fıtrî olduğuna ve muhâlifi gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden, yalnız “dört hikmet”ini beyân ederiz.

Birinci Hikmet: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktizâ ediyor. Çünkü, kadınlar hılkaten zaîf ve nâzik olduklarından, kendilerini ve hayâtından ziyâde sevdiği yavrularını himâye edecek bir erkeğin himâye ve yardımına muhtâc bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskále ma’rûz kalmamak için, fıtrî bir meyli var…..

Hem kadınların on adedden altı-yedisi ya ihtiyârdır, ya çirkindir ki; ihtiyârlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır; kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veyâ tecâvüzden ve ittihâmdan korkar, taarruza ma’rûz kalmamak ve kocası nazarında hıyânetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyâde kendini saklayan ihtiyârlardır. Ve on adedden ancak iki-üç tânesi bulunabilir ki; hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın. Ma’lûmdur ki; insân sevmediği ve istiskál ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık-saçıklık kıyâfetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskál eder.

Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nâzik ve serîü’t-teessür olduğundan, maddeten te’sîri tecrübe edilen, belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz; açık-saçıklık yeri olan Avrupa’da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, “Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar” diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek, medeniyyetin ref’-i tesettürü, hılâf-ı fıtrattır. Kur’ân’ın tesettür emri fıtrî olmakla berâber, o mâden-i şefkat ve kıymetdâr birer refîka-i ebediyye olabilen kadınları, tesettür ile sukúttan, zilletten ve ma’nevî esâretten ve sefâletten kurtarıyor.

Hem kadınlarda, ecnebî erkeklere karşı fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten tesettürü iktizâ ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakíka bir zevkı cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmet ile çekmekle berâber, hâmîsiz bir veledin terbiyesiyle sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakíka gayr-ı meşrû’ zevkın belâsını çekmek ihtimâli var. Ve kesretle vâkı’ olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyyeti sakınmak ister. Ve tesettür ile nâmahremin iştihâsını açmamak ve tecâvüzüne meydân vermemek, zaîf hılkatı emreder ve kuvvetli ihtâr eder. Ve bir siperi ve kal’ası çarşafı olduğunu gösteriyor.

Mesmûâtıma göre: Merkez ve pâyitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahâlinin gözleri önünde, gáyet âdî bir kundura boyacısı, dünyâca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor!..

İkinci Hİkmet: Kadın ve erkek ortasında gáyet esâslı ve şiddetli münâsebet, muhabbet ve alâka; yalnız dünyevî hayâtın ihtiyâcından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayât-ı dünyeviyyeye mahsûs bir refîka-i hayât değildir. Belki hayât-ı ebediyyede dahi bir refîka-i hayâttır. Mâdem hayât-ı ebediyyede dahi kocasına refîka-i hayâttır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı başkasının nazarını kendi mehâsinine celbetmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir. Mâdem mü’min olan kocası, sırr-ı îmâna binâen onun ile alâkası hayât-ı dünyeviyyeye münhasır ve yalnız hayvânî ve güzellik vaktine mahsûs muvakkat bir muhabbet değil; belki hayât-ı ebediyyede dahi bir refîka-i hayât noktasında esâslı ve ciddî bir muhabbetle, bir hürmetle alâkadardır; hem yalnız gençliğinde ve güzellik zamânında değil, belki ihtiyârlık ve çirkinlik vaktinde dahi o ciddî hürmet ve muhabbeti taşıyor; elbette ona mukábil, o da kendi mehâsinini onun nazarına tahsîs ve muhabbetini ona hasretmesi muktezâ-yı insâniyyettir.

Yoksa, pek az kazanır, fakat pek çok kaybeder. Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yâni birbirine münâsib olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimmi diyânet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; kadınının diyânetine bakıp taklîd eder, refîkasını hayât-ı ebediyyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

Bahtiyârdır o kadın ki; kocasının diyânetine bakıp, “Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvâya girer.

Veyl o erkeğe ki; sâliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefâhete girer. Ne bedbahttır o kadın ki; müttakí kocasını taklîd etmez, o mübârek ebedî arkadaşını kaybeder.

Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki; birbirinin fıskını ve sefâhetini taklîd ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar!..

Üçüncü Hikmet: Bir âilenin saâdet-i hayâtiyyesi; koca ve karı mâbeyninde bir emniyyet-i mütekábile ve samîmî bir hürmet ve muhabbetle devâm eder. Tesettürsüzlük ve açık-saçıklık, o emniyyeti bozar, o mütekábil hürmet ve muhabbeti de kırar. Çünkü, açık-saçıklık kılığına giren on kadından ancak bir tânesi bulunur ki, kocasından daha güzeli görmediğinden, kendini ecnebîye sevdirmeye çalışmaz. Dokuzu, kocasından dahi iyisini görür. Ve yirmi adamdan ancak bir tânesi, karısından daha güzelini görmüyor. O vakit, o samîmî muhabbet ve hürmet-i mütekábile gitmekle berâber, gáyet çirkin ve gáyet alçakça bir his uyandırmaya sebebiyyet verebilir.

Şöyle ki: İnsân, hemşîre misillü mahremlerine karşı fıtraten şehevânî his taşıyamıyor. Çünkü, mahremlerin sîmâları, karâbet ve mahremiyyet cihetindeki şefkat ve muhabbet-i meşrûayı ihsâs ettiği cihetle; nefsî, şehevânî temâyülâtı kırar. Fakat, bacaklar gibi şer’an mahremlere de göstermesi câiz olmayan yerlerini açık-saçık bırakmak, süflî nefislere göre gáyet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyyet verebilir.

Çünkü, mahremin sîmâsı mahremiyyetten haber verir ve nâmahreme benzemez. Fakat, meselâ açık bacak, mahremin gayrıyla müsâvîdir. Mahremiyyeti haber verecek bir alâmet-i fârikası olmadığından, hayvânî bir nazar-ı hevesi, bir kısım süflî mahremlerde uyandırmak mümkündür. Böyle nazar ise, tüyleri ürpertecek bir sukút-ı insâniyyettir!..

Dördüncü Hİkmet: Ma’lûmdur ki; kesret-i nesil herkesçe matlûbdur. Hiçbir millet ve hükûmet yoktur ki, kesret-i tenâsüle tarafdâr olmasın. Hattâ, Rasûl-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm fermân etmiş: «v«8­ž²!ö­v­U¬”ö]¬;@«”­!ö]±¬9¬@«4ö!:­h«[email protected]«U«#ö!x­E«[email protected]«X«#ö-ev kemâ kal- Yâni: “İzdivâc ediniz; çoğalınız. Ben kıyâmette, sizin kesretinizle iftihâr edeceğim.

Halbuki, tesettürün ref’i, izdivâcı teksîr etmeyip, çok azaltıyor. Çünkü, en serseri ve asrî bir genç dahi, refîka-i hayâtını nâmûslu ister. Kendi gibi asrî, yâni açık-saçık olmasını istemediğinden bekâr kalır, belki de fuhuşa sülûk eder. Kadın öyle değil, o derece kocasını inhisâr altına alamaz. Çünkü, kadının   -âile hayâtında müdür-i dâhilî olmak haysiyyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhâfaza me’mûru olduğundan- en esâslı hasleti sadâkattır, emniyyettir. Açık-saçıklık ise bu sadâkatı kırar, kocası nazarında emniyyeti kaybeder, ona vicdân azâbı çektirir. Hattâ, erkeklerde iki güzel haslet olan “cesâret ve sehâvet” kadınlarda bulunsa, bu emniyyete ve sadâkata zarâr olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar. Fakat, kocasının vazîfesi, ona hazînedârlık ve sadâkat değil, belki himâyet ve merhamet ve hürmettir. Onun için, o erkek inhisâr altına alınmaz. Başka kadınları da nikâh edebilir.

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.