Stalin’in Kürt Kimliğini İdamı ve Asimilasyon

mehmetnurituran

SSCB’nin Kürtleri gözden çıkarması ve Azerbaycan’ın inkâr politikası; 70 yıl içerisinde Azerbaycan Kürtlerinin asimilasyonunun tamamlanması, buradaki Kürtlerin etnik kimliklerine yabancılaşması ile sonuçlanmıştır. Azeri yazarların ve siyasetçilerinin “gönüllü asimilasyon” ve “halkların kaynayıp karışması” olarak kaleme vermeye çalışıldığı bu süreç, birçok yabancı ve Kürt araştırmacılarca “beyaz katliam” olarak tanımlanmaktadır.

Azerbaycan Kürtleri üzerinde yürütülen detaylı incelemeler, bizi yukarıda birbirine taban tabana zıt her iki yaklaşımı da kısmen kapsayan bir sonuca götürdü. Başta “gönüllü asimilasyon” tanımlamasının bilimsel yaklaşımdan uzak, diletant bir tanımlama olduğunun altını çizmek icap etmektedir. Asimilasyon, siyasi, sosyal ve ekonomik ilişkiler düzeninin yarattığı etno-siyasal bir sonuçtur. Asimilasyonun gönüllüsü veya gönülsüzü olmaz.

Azerbaycan’daki demografik ve etno-kültürel gerçekler, buradaki topyekün Kürt asimilasyonunu “mecburi” ve “zoraki” olmak üzere iki başlık altında ele almayı gerekli kılmaktadır.

Ulaştığımız tarihi veriler, Azerbaycan arazilerinde Kürt asimilasyonunun en az 17. yy.dan başladığını kanıtlamaktadır. Sonraki yüzyıllarda Şeddadi Kürt devletinde yaşayan ve hüküm sürdüren “Şeddadi Kürtlerinin” izine ulaşılmaması, Azerilerin Şah İsmail, in Şiî, liği zorla yayma polikaları neticesinde şiîleşmleri neticesinde Kafkasya’da bir halk olarak yapılanmaya başladığı 14.-15. yy.dan itibaren başladığı görüşleri yaygındır.

Birinci ve ikinci kuşak Kürtlerinin izlerine, Azerbaycan arazisindeki “Kürt” kelimesiyle oluşan, Kürtçe ve Kürt-Azeri kelimelerinin ortaklığı ile meydana gelmiş yer isimlerine rastlamak mümkündür. Türkiye’de olduğu gibi Azerbaycan’da da yer isimlerinin Türkçeleştirilmesinin resmi bir politika olarak yürütülmesine rağmen, şuan Kızıl Kürdistan dışındaki Azerbaycan topraklarında “gözden kaçan” 140 yer ismi tespit edilmiştir. Kürtolog Şamil Esgerov’un çok daha kapsamlı incelemeleri var.

Memmedhesen Velili’nin (Baharlı) 1921 yılında Baku’de Rusça yayınlanan, 1993’te yeniden basılan “Azerbaycan” (Coğrafi-doğal, etnografik ve ekonomik görüşler) kitabında 20,li yılların başında Azerbaycan’da yaşayan Kürtler hakkında önemli sosyo-ekonomik ve etnografik bilgiler verilmiştir.

Bu kitap, Kürtlerin Kızıl Kürdistan’dan yüz km.lerle uzakta yerleşen Azerbaycan arazilerinde yaygın biçimde yaşadıklarına ışık tutmaktadır. Yüzde doksanı Kızıl Kürdistan dışında bulunan Kürt köyleri hakkında kitaptan bir hayli bilgi almaktayız:      

1587’de Şah Abas’ın Azerbaycan’a göçettirdiği “24’lerin”, bizim “ikinci kuşak Kürdleri” adlandırdığımız Kürt aşiretlerin ise 19. yy. ortalarına doğru önemli ölçüde dillerini unuttuğunu tahmin etmek imkanına sahibiz.

1855 yılına ait “Kafkasya takvimi”nde, Zengezur kazasında yaşayan 14 bin 634 Kürd’ün yüzde 50’si “Tatarca (Azerice) konuşan Sünni Kurtler” olarak tanımlanmıştır. Bu, 19.yy.daki asimilasyonun boyutunun açık bir belgesidir.[ Daniel Müler “1920-1991 yıllarında Sovyet Azerbaycan’ında Kürtler” Cantral Asian Survey, 2000, s., 41-77].

  1. yy.ın ortalarında Rusya’nın İran sefirliğini yapmış P. Lerx, 1856’da Kafkasya’da (Kafkasya Kürdistan’ı) yaşayan Garaçorlu, Hesenanlı, Kulikanlı, Şadımanlı, Hacı Samlı, Tehmezli, Ferixkanlı, Sultanlı, Milli, Bozlu, Bayandurlu, Xanazekli, Cavadlı (Son üç aşiretin dışındakiler “24’ler”dendir) Kürt aşiretlerinden bahsederken, bunların asimilasyona uğradıklarını, yalnız bazı yaşlıların Kürtçe bildiğini kaydetmiştir. P.Lerx, aynı zamanda Kelbecer’in 22 köyünde insanların kendilerini Ferkixkanlı, 12 köyde Hesenanlı, 3 köyde Milli, birkaç köyde ise  Xanazekli olarak tanımladığının altını çizmiştir [P.Lerx “İran Kürtleri ve onların ataları Kuzey Xaldeyleri hakkında inceleme” Sank-Petersburg, 1856. s., 88]. Kızıl Kürdistan’ın 1992-93 yıllarındaki işgaline kadar burada 100’den fazla köyde yaşayan Hacı Samlı, Gelovcu, Tehmezli, Kulixanlı, Eliyanlı, Püsyanlı, Babalı aşiretlerine mensup insanlar, P. Lerx’in bahsettiği yıllarda artık asimilasyonu derin biçimde yaşamaktaydı.

Kafkasya Kürtleri hakkında sınırlı araştırmacılardan biri olan Memmedhesen Baharlı, Azerbaycan’da yaşayan Kürtleri yerel ve sonradan gelmeler olarak doğru bir ayrıştırmaya tabi tutmuştur [Memmedhesen Baharlı  “Azerbaycan” (Coğrafi-doğal, etnografik ve ekonomik görüşler), Baku  s., 57].  Ancak Baharlı, yerel Kürtlerin tarihi köklerini incelemediği gibi, gelme dediği Kürtlerin ne zaman, hangi koşularda bu topraklara yerleştiği konusunda da doyurucu bilgiler vermemiştir. Diğer taraftan, hangi bölge ve hangi köyde yaşayan Kürtlerin gelme, hangilerin yerel Kürtler olduğunu esaslı biçimde inceleyememiştir.

Azerbaycan’da yaşayan azınlıklar içerisinde en fazla dillerini unutanların Kürtler olduğunu kaydeden araştırmacı yazar, Pesyan (Püsyan), Gorus, Garaçorlu (veya Garacallı), Kürd, Bextiyarlı ve Bergüşad Kürt kabilelerinin asimle olduğunu dile getirmiştir. Baharlı, Azerbaycan’daki aşiretlerden Pesyan’ların (Püsyan) Türkiye’den, Goruslular’ın İran’ın Hemeden vilayetinin Gorus bölgesinden geldiğini, yerde kalan Kürtlerin ise yerel (mahalli) Kürtler olduğunu yazmıştır[a.g.e., say. 56].

 1931 yılında Azerbaycan Kürtleri’nin ikinci kuşağına ait Zerti köyünde (Laçın ili) yaşayan 280 kişiden yalnız beş yaşlı insan Kürtçe zor bela bazı kelimeler hatırlamaktaydı. Yine ikinci kuşağa ait 374 nüfuslu Mirik (Laçın ili) köyünde 31 kişi; 225 nüfuslu Tatlar (Kelbecer ili) köyünde yalnız yaşlı insanlar Kürtçe çat pat konuşmaktaydı[A.Bukşpan “Azerbaycan Kürdleri” Baku, 1932., s., 63-64].

Nahçıvan Kürdlerinin kendi dillerini unutmadıkları konusundaki yaygın görüş de hatalıdır. 20. yy.ların başında Nahçıvan gazasının Kilit köyünde yaşayan, buraya Nadir Şah döneminde sürülen Kilit Kürtlerinin yalnız yaşlıları Kürtçe biliyordu [Memmedhesen Baharlı   “Azerbaycan” (Coğrafi-doğal, etnografik ve ekonomik görüşler), Baku,  s., 57].

1897 yılı nüfus sayımında Kafkasya genelinde kendi ana dilinde konuşan 99.832 Kürd’ün, Kızıl Kürdistan’ın dahil olduğu Yelizavetpol valiliğinde ise ana dilini kullanan 3042 Kürd’ün (etnik Kürtler bundan katbekat fazlaydı) kayda alınması, 20.yy. arifesinde Kürtlerin yaşadığı etno-demografik durumu az çok açıklamaktadır.

A.Bukşpan’ın “19. yy.da Azerbaycan Kürtlerine, hatta onların sayılarının belirlenmesine hiçbir dikkat verilmemesi” görüşünü; “yüzeysellik ve çarpıtma” kelimelerini de ekleyerek 20 yy. sayımlarına da şamil etmek mümkündür.

Bütün yetersizliğine karşın bu veriler, Kafkasya Kürdistan’ına 19. yy.a kadar yerleşmiş Kürtlerin 20. yy.ın başlarında önemli boyutlarda asimilasyon yaşadığını açıkça belgelemektedir. Bu sürece kadar yaşanan asimilasyonun nedenleri birkaç faktörle izah edilebilir:

  1. İran, ın Şiî mezhebi baskısı, Kürtlerin yaşadığı arazilere, özellikle Kızıl Kürdistan’ı coğrafi Kürdistan’la bağlayan topraklara (Kızıl Kürdistan’ın Batısı ve kısmen Güney Batısından Aras nehrine kadarki araziler) 19.yy. başlarından itibaren çok sayıda Ermeni’nin göçettirilmesi, ile başlayan Ermenistan, ın kuruluşu. Kürd damarını koparmıştır. Kürd damarının kopmasıyla Kürdler, yalnız büyük Kürdistan’dan değil, birbirinden de kopuk kalmıştır. Siyasi gelişmelerle bağlantılı olarak bir yerden diğer yere sürülmeler, kimi aşiretlerin siyasi baskılardan kaçarak sık sık yer değiştirmeleri bu kopukluğu ve izolasyonu daha da derinleştirmiştir. Kızıl Kürdistan Kürtleri, özellikle 19. yy.da ulusun diğer parçalarıyla ilişkilenme açısından tamamıyla bir tecridi yaşamıştır. Rus Genelkurmay yetkilisi Averyanov, hala 19. yy. başlarında “Yelizavetpol eyaleti Kürtlerinin diğer Rus Kürtlerinden tamamıyla izole olduğunu” yazmıştır [Averyanov “Kürtler 19. yy.da Rusya’nın İran ve Türkiye ile savaşlarında” Tiflis, 1900, say. 325, Rusça].
  2. Azerilerle sıkı ekonomik ilişkiler ve zayıflayan aşiret bağları, ortak dini zeminde Azerilerle akrabalık bağlarını yaygınlaştırmıştır. Dini ortaklığın (Azerbaycan Kürt,lerin küçük bir kısmı, Azerilerilerin çoğunluğu gibi İran baskısıyla Şiîleştirilmişler.) milli özelliklerin ikinci planda olduğu bir ortamda Azeri-Kürt yakınlaşmasını pekiştirmiştir.Bütün bunlar asimilasyon zeminini hazırlamakla birlikte gitgide gerçekleşmesini de beraberinde getirmiştir. Tüm bu dile getirilenlerden yola çıkarak 20. yy.ın başına kadar Azerbaycan’da yaşanan Kürt asimilasyonunu “mecburi asimilasyon” (kuşkusuz, “gönüllü” değil) tanımlamayı doğru buluyoruz. 20. yy.da ise “mecburi” ve “zoraki” asimilasyonlar iç içe yaşanmıştır. 19. yy.ın sonu ve 20. yy.ın başları Ortadoğu ve Kafkasya halklarının milli uyanış yıllarıdır. Bu dönemde bölge halkları, dini esaslı siyasal anlayışlardan, milli-ulusal içerikli bir siyasal anlayışa doğru eğilim göstermiştir. Bu eğilim, uluslararası güçlerin de direk etkisi ile milli çekişmeleri ve başka etnik birimlerin doğal haklarından men edilmesine yol açan etnik üstünlük propagandalarını da beraberinde getirmiştir.

            Haftaya yazı dizime “Hayal Kırıklığı ve Baskıların Başlaması” konusuyla devam edeceğim.

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.