Şahin: “Kültürümüz Çorbaya Döndü”‏

w

Kafkas Üniversitesinde düzenlenen uluslar arası “Tarih Boyunca Türk İdaresinde Ermeniler” adlı sempozyuma konuşmacı olarak katılan Gazeteci Yazar, Kars Oyunları Türküleri ve Ozanları derneği (KOTODER) Başkanı Salih Şahin, sahip çıkamadığımız için ne yazık ki kültürümüzün çorbaya döndüğünü söyledi.

Ermenilerin Kültürümüze Darbesini konu ettiği sunumunda ”Azerbaycan, Ermenistan, Kars ve Erzurum’da bir türkünün faklı 4 varyasyonda çalınıp söylendiğini belirten Şahin, sempozyumda yaptığı konuşmada “Ermenilerin bulunduğumuz bölgede şımarık oğlan gibi zaman zaman etrafına sıkıntı yaratan, bölgemiz kültürüne olumsuz tesirleri olmuş ve devam etmektedir. Ermenilerin bölgemizdeki toprak iddiaları ve bu nedenle yaşanan anlaşmazlıklar, savaşlar sırasındaki acımasız tutumları ile iddialarını ispatlamak için kurguladıkları sahte belge ve senaryolar bilinmektedir. Bu tutumlarının etkisi kültürümüz ile yöre müziği ve folkloru üzerinde de sürmektedir.

Yaptığım araştırmalar sırasında, Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı yöresinin çok sayıda halk müziği ezgisi, oyun havaları, türkü ve oyunlarla öykülerinin Ermenistan’a mal edildiğini hatta tescillendiğini gözlemledim. Onların bu tutumlarındaki amaç, Doğu Yöresinin kültürünün de kendilerine ait olduğunu ispatlamak, diğer bir amaçları da kendi kültür ve müziklerinin çok zengin olduğunu yaygınlaştırmaktır. Bu durum, onların milliyetçi duygularından ve bizim kendi kültürümüze sahip çıkmamamızdan kaynaklanmaktadır. Biz kendi yöresel kültürümüzü, müziğimizi sahipsiz bırakırsak, başkaları bundan yararlanmasını iyi bilir. Nitekim biz uluslararası Eurovision Şarkı Yarışmasında özlem duyduğumuz derece ve başarıya ulaşamazken, Ermeniler birinciliği alabiliyorlar. Bu yarışmalarda her ne kadar kayırmacılık, haksızlık ve ayrım yapıldığı bilinen bir gerçek ise de her yarışmacı ülkenin geleneksel kültürünü ve yöresel müzik motiflerini ortaya koyması gerekir. Biz kendi müziğimize ve kendi mahalli çalgılarımıza sahip çıkmaya utanıp, başka ülkelerin müziğini, dilini ve kültürünü uyarlarsak, tabii ki kaybederiz. Bu olumsuz tabloyu iyi düşünmek ve değerlendirmek gerekir.

Bir ülkenin müzik ve folklor kültürünün zenginliği, o ülkenin eğitim düzeyini ve yaşadığı o toprakta asırlar öncesinde geçmişe sahip olup olmadıkları hakkında da bilgi verir veya kanaat uyandırır. Burada Ermenilerin bölgemiz kültürüne sahip çıkmalarının altındaki amaç da bu olsa gerek.

Mesela, Ermenilerin çıkardığı CD’leri dinlediğimde, Kars ve çevresine ait birçok halk ezgisinin, halk oyunlarının ve âşık havalarının düzenleme yapılarak Ermeni müziği adına resmi kayıt altına alındığını gözlemledim ve de oldukça üzüldüm. Hani derler ya “sahipsizin malını yerler ” Burada ben kendimizi suçluyorum.

Ermenilerin ve diğer ülkelerden gelenlerin araştırma çalışmalarında bir önemli şeyi daha fark ettim. Bu araştırmacılar, bizim türkülerimizi ve öykülerini, oyunlarımızı, âşık havalarını bu yöredeki mahalli sanatçı ve ozandan ses ve görüntülü kayıt ediyor, sözlü ve varsa notalı kitapları topluyorlar. Geçtiğimiz yıl Hollanda, Fransa ve Ermenistan’dan buluşup, Kars’a gelen bir gazeteci araştırmacı ve müzik ekibi ise, bu bölgeden türküler ve öyküleri ile düğün geleneklerinin “Geçmişten Günümüze İpek Yolu” adıyla film olarak çekileceğini vurgulayarak bazı kaynaklar ve görüntüler topladılar. Ermeniler, bu yöreden kayıt altına aldıkları ezgi ve eserlerin herhangi bir kitapta sözleriyle ve notası ile yayınlanıp yayınlanmadığını da derinlemesine araştırıyorlar. Bu  kişiler,yayınlanmadığını öğrenince önce şaşırıyorlar ve arkasından çok seviniyorlar. Ben sevinmelerinin nedenini bildiğim halde sorduğumda “Biz yöremizin halk ezgilerini, ozan havalarını ve oyun havalarının tümünü belgelendirmişiz. 18’inci yüzyıldaki âşıklarımızın besteleri dahi kayıt altına  alınmışken, sizin Âşık Şenlik’in ve geçmiş güçlü ozanlarınızın tek bir türküsü  dahi belgelenmemiş. Siz neden böyle değerlerinizi belgelemekte geç kalmışsınız?” diye soruyorlar.

Öte yandan, yaptığım araştırmada, bu kişiler, bizim folklorumuzu kayıt  edip, belgeli olanları veya resmi kayıt altına alınmayanları belirleyerek,  Hollanda’da, Fransa’ da, Amerika’da destekçi firma ile UNESCO’nun da desteği  ile uluslar arası standartlarda Ermeniler adına tescil ettiriyorlar, sonra  kitaplaştırıyorlar. Biz ise burada folklorumuza ve kültürümüze sahip çıkmaya  utanıyoruz. Ben bu durumun faturasının da geleceğimiz açısından çok ağır  olacağına kesin gözü ile bakıyorum ve Kars adına üzülüyorum. Bu hususta sık  sık hatırlatma yapmaktan da sıkılır duruma geldim.

Biz ülke olarak ve Kars olarak kendi kültürümüze sahip çıkmakta çok geç  kalmışız. Halk ezgilerinin kayıt altına alınmasında birçok ülke bizden oldukça  ileridedir. Örneğin Macaristan’da kayıt altına alınan halk ezgisi sayısı 100 bin  civarında iken, bizim ülkemizde rahmetli müzisyen Muzaffer Sarısözen’in  gayretleriyle yurt genelinde 10 bin’e yakın halk ezgisi tespit edilmiş olup  bunlardan 4 bin 500 kadarı kayıt altına alınmıştır” dedi.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.