MHP İl Başkanından Basın Açıklaması

tt

MHP Iğdır İl Başkanı Cahit Erol MHP il binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İl Başkan Yardımcısı Nevzat Sucu, Ülkü Ocakları Başkanı Ersoy İçer, MHP belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyeleri ile partililer katıldı. Cahit Erol 30 Mart yerel seçimleri, Başbakan’ın Ermenilere taziye mesajı, Iğdır Belediye Eş Başkanı Şaziye Önder’in Ermeni açıklaması ve birçok konu ile ilgili açıklama yaptı.

Cahit Erol basın mensuplarının seçim süresince göstermiş oldukları tarafsızlıktan dolayı teşekkür ederek konuşmasına başladı. Başkan Erol yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“30 Mart yerel seçimlerini küçük bir farkla kaybettik. O günden sonra halkımıza teşekkür etmek bizim boynumuzun borcudur. Fakat itiraz sonucunu beklediğimiz için bu güne sarktı. Özellikle Iğdır halkına, kadınlarımıza, gençlerimize sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Allah hepsinden razı olsun. Kışta kıyamette desteklerini esirgemediler. Yüzde 42 oy aldık. Bu açıklamamızdan sonra bazı internet çocukları bunun övünüyorlar mı diye yaygara yaparlar. Elbette halkımızın duyarlılığından ötürü övünüyoruz. 4600 oy AKP’ye gitmiştir. Köylere muhtarlık seçimi için oy gitmiştir. 9 bin kişi sandığa gitmemiştir. Bu tablo karşısında şerefli bir mücadele verilmiştir. Kadın kollarımıza, ülkü ocaklarımıza sivil toplum kuruluşlarına sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İl Genel Meclis üyelerimiz bizler için şeref abidesi oldu. 4 il genel meclis üyeliği alabildik. Bundan sonra da 6’ya çıkaracağız. Bir arkadaşımız adaylığı olmadığı için gidip bir köyde; “MHP’ye oy vermeyin, ama kime oy verirseniz verin” diyor. Ben daha önce söylemiştim. Bir dava adamı vardır birde davasının adamı vardır. Biz o davasının adamlarının kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Bir insan dava adamı olur. Burası bir tarafımız İran, Azerbaycan ve bir tarafımız Ermenistan olan üçgen düzeydeyiz. Burada ajanlar kol geziyor. Burada hileler, fitneler kol geziyor. Buna rağmen dik duruş sergileyen halkımızdan ve arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Belediye meclis üyesi arkadaşlarımızın vermiş olduğu mücadele takdire şayandır. Adayımızla birlikte canla başla çalıştılar. 11 belediye meclis üyemiz var. 4 il genel meclis üyemiz var. Bu arkadaşlarımıza zaman zaman hakaret yağdırıyorlar. İl teşkilatına, ülkü ocaklarına, teşkilatlarımıza dil uzatmaya başladılar. Bunlar 10-12 kişiden ibarettir. 950 kilometre öteden dil uzatanları tespit ettik ve kim olduklarını biliyoruz. Bu çok ayıp olan bir şeydir. Geçtiğimiz günlerde seçim büromuzda temizlik yapan arkadaşlarımız bilmeden parti bayrağını çöpe atmış. Bunu fırsat bilen bazı fitne fesat kişiler hemen cep telefonuyla bunu çekip; ‘işte efendim MHP, bayrakları çöplüğe atmış’ diye haber yapmak istemişler. Bir insan bu kadar kendi partisine düşman olmaz. Bunu niye internet sayfalarına taşımak istiyorsun, derdin ne senin? MHP ile ne sorununuz varsa buyurun hodri meydan gelin konuşalım. Ama kalkıp partimize seçilmişlerimize bu kadar art niyetli dil uzatmanın anlamı nedir.

Başbakan, geçtiğimiz günlerde 1915 olaylarından ötürü Ermenilere taziye mesajı iletiyor. Ermeniler Amerika’dan beyanat veriyor: ‘Tatmin olmadık özür dileyin’ diye. Bir Başbakan öyle bir hatada bulunursa yarın toprak ve para talebinde bulunabilirler. ABD’nin o günkü başkanı Ranılt Regın’ın Hukuk danışmanı Buruca Fein şöyle diyor: “Ermeniler 2 milyon Osmanlıyı öldürdüler. İntikal ettirilirken de 500 bin Ermeni herhangi sebeplerden dolayı öldü.” Şimdi BOP’un Eş Başkanı Recep Tayyip Erdoğan eğer o gün bir katliam olduysa Ranılt Regının hukuk danışmanı niye 2 milyon Osmanlı öldü diyor? 500 bin Ermeni’nin aktarmada öldüğünden bahsediyor. Şimdi burada ya Amerika yanlış bilgi veriyor ya da Başbakan herhangi bir niyetle söylüyor ya da söyletiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bunu diyemez, böyle bir yetkisi yoktur.

Geçtiğimiz günlerde Belediye Eş Başkanı Şaziye Hanım diye bir bayan bir beyanat vermiş: “Türkler katliam yaptılar” diye. Şimdi seçim sürecinde milletvekilimiz Sinan Oğan hakkında bir dedikodu yaydılar. Güya seçimi kazandığımızda belediyeyi çamaşır suyu ile yıkayacağız diye. Bu söyleyenleri ispata davet ediyorum. Sinan Oğan’ın o günkü konuşması şundan ibarettir.

 “AKP’ye oy vermek isteyen Azeriler. O heykellerin altından geçip hangi vicdanla AKP’ye oy verecekler.”

Çamaşır suyu konusu kesinlikle iftiradan ibarettir. BDP’liler geçmişte de efendim etrafımızı düşmanlar sarmış. Biz mecbur birleşeceğiz dediler. Bugün çamaşır suyu ile ilgili iftira attılar. Yarın başka bir konu bulacaklar. Sinan Oğan’ın söylediklerinin arkasındayım.

Ben, Cahit Erol, MHP Iğdır İl Başkanı olarak şöyle dedim o gün: “Yarın biz iktidar olur isek bu heykelleri kaldırıp Iğdırlı milli kahramanlarımızın heykellerini dikeceğiz dedim. Kimdir bu milli kahramanlarımız? 

Kazım Karabekir Paşa’nın ‘İstiklal Harbimiz’ kitabının 377. sayfasında Hamit ve Kerem beyden bahsediyor Hamit Bey ve Kerem Bey, Mehmet Nuri Güneş’in dedeleridir. Ali Mirze Bey Iğdır’ımızın milli kahramanlarındandır. O da şuan ki Belediye Başkanı Murat Yikit’in dedesidir. Bizim Kürt düşmanlığımız olsa bunların heykellerini dikin demeyiz. Bu adamlar biraz akıllarını başlarına alsınlar. Amerika, Fransa, İngiltere ve Ermenistan’nın tahrikiyle bir şeyler yapmak istiyorlarsa kesinlikle kaybederler. Bizimle siyasi olarak duranlarla mücadele edeceğiz. Ama bizim öyle bir düşmanlığımız yok. Olmamış, olmayacak da. Kazım Karabekir’in kendi kitabında 377. sayfada yazdığı Kerem Bey, Hamit Bey, Ali Mirze Bey, Ahmet Haso ve Yusuf Ağa diye yazdıkları şu aynı kitapta Hacı Nebi Gölali’nin babası Şıh Ali Gölali Bey Şamil Bey, Ali Ekber Bey, Ali Eşref Bey ve Ali Çavuş bunlar o gün Ermeni ile savaşmamışlar. Bunlar çoluğunu çocuğunu Rus ve Ermeni öldürmesin diye nefsi müdafaa yapmışlar. Arasın diğer tarafında ise Abas Gulu Bey, Şadniski, Kalbayı Ahmet Türkmenov, Hasan ve Kıyas Alkazak’lar, Nasip Aksu’nun dedesi Nasip Bey, Kalbayı İsmail Çimen, Iğbal Bey ve Bilal Bey, Bedir Taşan’gilin dedesi Nesir Taşan, Kazım Oğlu Muharrem, Ağa Ağabba Kergahlı Behlül bunlar o tarafta desteler kurarak nefsi müdafaada bulunmuşlar. Bunlar bu mücadeleyi verirken belediyeden bir beyanat geliyor: ‘Efendim Ermenileri öldürdüler’ diye. Şaziye Hanım evvela deyin ki Hamit Bey Ali Mirze Bey suçludur. Söyleyin biz onun heykelini dikmek istiyoruz. Biz o kahramanların heykelini dikeceğiz ama sizde onları hain ilan edin. Murat Yikit Bey de sizin cevabınızı versin. Evet veya Hayır. Doğru veya yanlış. Hem Iğdır’da yaşıyorlar hem de Iğdır’ın yüzde 99 kim olduğunu bilmiyorlar. Bizim insanlarımız dededen babadan kardeşçe yaşamışlar. O günün milli kahramanlarıdırlar. Katliam yapanların karşısında nefsi müdafaa yapmışlar. Yapanların oğulları halen Iğdır’da yaşıyorlar. Dün Pervin Buldan MHP İl Başkanı bizden özür dilesin dedi. 10 dakika bizden bahsetti. Biz de şunu söylüyoruz. Pervin Buldan ne Ali Mirzeyi tanır ne Kerem Bey’i tanır, ne Ali Eşref Bey’i tanır ne Iğdır’ın dengelerini tanır. Hiç birini tanımaz. Ama bugün burada olanlar onları çok iyi tanıyor. MHP Iğdır İl Başkanlığı’ndan BDP milletvekili ve belediye eş başkanından Iğdır halkından özür dilemesini istiyorum. Çünkü benim milli Kahramanlarımı katil olarak tanıtıyorlar. Katil değiller. Her biri bir milli Kahramandır. Orada ne Kürt’ü ne Azeri’si ne Çerkez’i ne Laz’ı ne Çeçeni diye bir şey yoktur. Orada şerefli bir mücadele verilmiştir. Verilen bu mücadele sonucu Iğdır düşmandan temizlenmiştir.

Bazı internet çocukları internet sitelerinde il teşkilatı dibe vurdu, çöktü diye yazılar yazıyorlar. Şimdi geçtiğimiz Türk’çülük gününde Genel Başkanımıza Iğdırlı Hasan Onbaşı hakkında bir bilgi sunmuştuk. Iğdırlı Hasan Onbaşı 1920 yılında İngiliz ve Fransızlar Mescid-i Aksa’yı o bölgeyi işgal ettiği dönemde savaş sona eriyor. Osmanlı ordusu geri çekiliyor. Iğdırlı Hasan Onbaşı Mescid-i Aksa’da nöbetçi bırakılıyor. Tam 55 yıl sonra Murat Bardakçı adlı bir gazeteci oraya gidiyor ve başında bir fes, yırtık bir elbise ile orada duran yaşlı yüzü çizgili amcayı görünce. Selam aleyküm, o da aleyküm selam evlat diye cevap veriyor. Amca sen Türk’müsün? Evet ben Türküm diye cevaplıyor Hasan Onbaşı. Murat Bardakçı ise bizde gazeteciyiz buraya haber için geldik diyor. Hasan Onbaşı Gazeteci Murat Bardakçı’ya yolunuz Tokat sancağına düşerse gidin benim komutanım Korağası Kamil Bey’e söyleyin ki Mescid-i Aksa’da nöbete bıraktığınız Iğdırlı Hasan Onbaşı nöbet yerini hala terketmemiştir. Tam 55 yıl. Biz bir görev aldık, aldığımız görev bizim için namustur. Biz namusumuzun bekçiliğini yapıyoruz. Elbette günü geldiğinde emaneti teslim edeceğiz. Hasan Onbaşı gibi biz görevimizin başındayız. Biz görevimizi bırakalım 3 beş internet çocuğu başlayacak sevinmeye. Biz ihanet içerisinde değiliz. Davamızı bırakıp hiçbir yere gitmeyeceğiz. İstifa eden arkadaşlarımız partinin önünde duran polis aracından korktular. Ben sabahlara kadar bekleyeceğim ama Iğdır’da bir insanımın burnu kanamayacak. Korkak insanların bizim içimizde zaten yeri yoktur. Davasını bırakıp kaçanların bizim içimizde yeri yoktur. Yarın görevi bir başka arkadaşımıza devrettiğimiz zaman yine ideallerimizin yanında olacağız. İnsanları sevmesini bildiğimiz gibi bir gün gönüllerini de kırmasını biliriz.”

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.