Kafkasya’da Ermenilerin Kürt Soykırımı

mehmetnurituran

Öncelikle şunu ifade edeyim ki; Kafkasya ve Revan Kürtlerinin tarihi ve hüzünlü hikâyelerini başka bir yazıda ifade edeceğim için bu yazıya konu olan Kızıl Kürdistan’ın tarihine sadece bir ön bilgi olarak değineceğim.

Ekim 1917’deki sosyalist devrimden sonra kurulan Sovyetler Birliği, bütün dünyayı komünizme hazırlayan bir imparatorluk olmak istiyordu. Dünya çok milletli idi ve böyle bir amaca ulaşmak ancak milletleri tatmin etmekle mümkündü.

Bu durumu göz önünde bulunduran sosyalist idareciler, Sovyetler Birliği’ni milliyet esaslı cumhuriyetler ve cumhuriyetler içindeki özerk bölgelere ayırdılar. Kızıl Kürdistan denen Azerbaycan’a bağlı Özerk Kürt Yönetimi de 21 Temmuz 1923 tarihinde Bolşevik lider, Azerbaycan KPMK Sekreteri S.Kirov’un başkanlığında Azerbaycan MYK ve Azerbaycan Halk Komiserleri Sovyeti’nin ortak toplantısında Kürdistan kazası oluşturmak kararı onaylanmıştır. Temmuz sonunda Azerbaycan MYK tarafından Kürdistan Kazası’nın merkezi Piricahan Köyü olarak belirlenmiştir. Sonradan kaza merkezi Laçin olmuştur.

Şuşa doğumlu Bolşevik Hüsnü Hacıyev, Yürütme Komitesi Başkanlığı’na getirilmiştir. Karıkışlak, Kelbecer, Kubadlı, Koturli, Kürdhaci ve Murathanlı olmak üzere 6 daireden (nahiye) oluşmaktaydı.

1926‘da Kürdistan Uyezdi’nin nüfusu 51.200 kişi olup % 73,1’ini Kürtler ve % 26’sını Azeriler ve diğer etnik gruplar oluşturuyordu.

8 Nisan 1929’da, Azerbaycan’da idari bölgeler sistemi Kızıl Kürdistan’ı lağvetmek için değiştirildi. Kızıl Kürdistan dağıtıldı, toprakları Karabağ’a bağlandı; onun yerine 25 Mayıs 1930’da “Kızıl Kürdistan Okrug” diye Laçin merkezli ve Uzeydi’den daha zayıf bir özerkliğe sahip bir otonom yönetim oluşturuldu. Ancak 23 Temmuz 1930’da Kızıl Kürdistan’ı tarihten sildi. Sovyetler Birliği’nde cumhuriyetler ve özerk bölgeler halklar için ne anlam taşırsa taşısın, Stalin açısından bu, bir halka verilecek en ağır cezaydı, o halkı siyasi olarak idam etmekti.

Stalin, bu siyasi idamla da yetinmedi. Kürtleri Sovyetler Birliği’nde kültürel olarak da idam etti. Diğer Müslüman topluluklara dünyanın en aşağılık zulmünü yapsa da onların milliyetine dokunmadı. “Kürt” kimliğine karşı ise özel bir kine sahip olacak ki onları sürgün etmekle kalmadı, Kürt kimliği ile de oynadı. Özellikle mezhebi bir galebe altında asimilasyona yatkın hale gelen Şii Kürtlerin kimliklerine “Azeri” diye yazdırdı. Sünni Kürtleri ise Kırgızistan başta olmak üzere Orta Asya Türk cumhuriyetlerine küçük topluluklar halinde sürgün etti.

 Sosyalist Azerbaycan, Kürtleri tatmin etmek için 1938’e kadar yaz okullarında Kürtçe dersleri verdi. O tarihten sonra o dersleri de kaldırdı. Oradaki Kürtlerin küçük bir Sünni kesimi hariç tamamına yakını asimile oldu.

SOYKIRIMIN BAŞLANGICI

Soykırım kurbanı olduklarını iddia eden Ermenilerin işlediği bir suçun, bir başka deyişle Ermenilerin Kafkasya’da Kürtlere karşı yaptıkları soykırımın hikâyesidir. 1991 yılında Ermeniler katliam ve yıkıma giriştiler. Sonra, daha önce çeşitli yerlerde yapılan soykırımlar sırasında kullanılan yöntemlere benzer yöntemlerle tarihi örtbas edip yeniden yazma girişimi izledi.

 Ermenistan’dan Karabağ’a ulaşmak için, Kızıl Kürdistan’dan geçmek gerekir. Ermeni birlikleri, düzensiz ve Amerikalı Ermeni gönüllüler 1991 sonlarında başlayarak, en az 2200 yıldır bölgede yaşayan Kürtleri ortadan kaldırmaya koyuldular.

Azerbaycan’da vatandaşlık haklarından yoksun Kızıl Kürtler, etnik varlıklarını bile inkar eden bu Sovyet Cumhuriyeti’nde 60 yıldan fazla bir süre marjinal, kırsal alanda bir yaşam sürdüler. 1990′da Ermeniler ile Azeriler arasındaki düşmanlıkların henüz başlamadığı sırada Kürtler, böylesine marjinalleşmiş bir nüfustan beklenebilecek kadar savunmasızdı. Stratejik topraklarına göz diken ağır silahlı Ermeniler için kolay bir av oldular.

1991 Mayısında Kızıl Kürdistan’ın başkenti Laçin’e hücum edildi ve alındı. Şehir 15.000 Kürt’ten temizlendi. (Economist, 1/9/93; Helsinki Watch Report, 1994). Şehri ele geçirenler adını Kaşatag olarak değiştirdiler ve “eski bir Ermeni şehri” olarak ilan ettiler. İzleyen aylarda Kızıl Kürdistan’ın kırsal kesimi sistematik olarak Kürt nüfustan ve tarihsel anıtlardan arındırıldılar. 1993 Nisanı’nda Ermeniler, bölgedeki en büyük Kürt şehri olan Kelbajar’a saldırdılar. Ermenistan’dan gelen yoğun bombardımanla Kelbajar topa tutuldu ve Karabağ’dan gelen birlikler ve ABD’den gelen Ermeni gönüllüler tarafından ele geçirildi. Yaklaşık 100.000 mülteciyle şişen Kelbajar ahalisi, ölümden kurtulmak için 3.200 metre yükseklikteki Murov Dağı’na kaçmak zorunda kaldı. New York Times’ın bir muhabiri, Kelbajar’daki gaddarlıklara tanık olan birkaç batılıdan biriydi. (New York Times, 4.7.93). Uluslararası Kızıl Haç, kaçan 15.000 sivilin kar altında hayatını yitirdiğini hesapladı. Ermeniler mültecileri bombaladılar, kurtarma ve boşaltma araçlarına saldırdılar, sıradan sivilleri pusuya düşürüp öldürdüler. (New York Times, 4.7.93; Kurdish Life, 9/1994; 13/1995; 18/1996). Kelbajar yerle bir edildi ve “dağ şehri” anlamına gelen Kürtçe adı değiştirilip “Karvajar” yapıldı.

 Sonraki aylarda, Kızıl Kürdistan’a yönelik Ermeni yıkımı, doğal çevreyi de kapsayacak şekilde genişledi. Örneğin, Kelbajar’ın etrafındaki bozulmamış ormanlar toptan kesime açıldı ve yakacak odun olarak Ermenilere gönderildi. (Armenian Reporter, 8.7.93). 1993 sonbaharına gelindiğinde Kızıl Kürdistan yerle bir edilmiş, Batılı ve Ermeni haberlerde etnik adlarıyla söz edilmeyen 15.000 Kürt’ten etnik olarak temizlenmişti. Kürt kasabası Zangelan’dan kaçan bir çoban, Kızıl Kürdistan’ın kaderini New York Times’ın bir muhabirine şöyle özetliyordu:

“Daha önce çok az şeyimiz vardı, şimdi hiçbir şeyimiz yok” (New York Times, 9.4.93)

 Hayatta kalan Kürtler, o zamandan beri Azerbaycan’ın ve Rusya’nın ana kentlerine dağılmış durumdadırlar ve bu devletlerde istenmeyen kişiler olarak yaşıyorlar. Kızıl Kürtlerin kimliği ve kültürü şimdi yok olmakla yüz yüzedir.

Ülkeyi temizleyen Ermeniler, bölgenin tarihini yeniden yazmaya koyuldular. 1996 baharında California’da Glendale’de, etnik olarak temizlenen Kızıl Kürdistan’ın sözde Ermeni mirasını kutlayan sergiler açıldı.

Kitlesel katliamlara, kovulmalara, yıkıma ve mirasının çarpıtılmasına bu kadar aşina bir halk nasıl tamı tamına aynı suçu işleyebilir ve ironiyi görmeyebilir? Yaklaşık yüz yıl önce Osmanlı birlikleri, bazı yerlerde mecburen bazı yerlerde de gereksiz bir şekilde Anadolu’yu etnik Ermenilerden temizlemeye giriştiler. Bir milyondan fazla kişi yerlerini terk edip yollara koyulmak zorunda kaldı. Yollara düşenler kötü hava koşullarına, açlığa ve hem askeri birliklerin, hem sivil eşkıyaların yağmasına maruz kaldılar. Ermeni yer adları da dahil, Ermeni varlığının bütün izleri silindi. Ermenilerin Anadolu’daki tarihsel varlığını karartan ya da inkâr eden bir sözde tarih üretildi. Peki Ermeniler’in beş yılda Kızıl Kürdistan’a yaptıkları da bu değil midir? Sadece adlar ve yerler değişmiştir.

Kızıl Kürtlere yönelik soykırımı yorumlayan Zohrab Heghinian, 11 Aralık 1993 tarihli Armenian Reporter International’da şunları yazıyordu:

 “Umarım, Anayurtta sürmekte olan ‘etnik temizlik,’ gelecek yıllarda bir intikamla kardeşlerimizi ziyaret etmeyecek şekilde gerçekleştirilir.”

Ve şöyle devam ediyordu:

“Siz; ‘temizlik’ diyorsunuz; ben haklı olarak bizim olan şeyi ‘geri istemek’ diyorum.”

Bu nedenle, Kafkasya’da Kızıl Kürtlere karşı bu soykırım hareketiyle ilgili haberlerin, Amerikan gazetelerinde 1915’teki Osmanlı “gaddarlığının” kurbanı Ermenilerin anılarıyla ilgili yazıların yanı sıra görünmesi şaşırtıcı değildir. Açıktır ki bu durum, rahatsız olan Ermeni vicdanına “haklılık” ve rahatlama sağlıyor.

 “Kafkasya’da Ermenilerin Kürt Soykırımı” başlıklı makalemin ilk bölümünü burada noktalıyorum. Haftaya makalemin devamı olan, Kürtlerin, Ermeniler tarafından Kafkasya’daki akrabalarına yapılan gaddarlıkları neden kamuoyuna duyuramadıklarını ve soykırım sonucunda yaşananları kaleme alacağım. Allah’a emanet olun, selametle kalın, duâlarınızı eksik etmeyin.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
2
1
1
0
0
0
0
0

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 Erdal övünç Mayıs 7, 2016 Cevapla
0 0

Eline sağlık gerçekten çok güzel bir şey böyle şeyler öğrenmek bizim için önemli devamı için bekliyorum teşekkür ederim