Kafkasya’da Ermenilerin Kürt Soykırımı 2

mehmetnurituran

 Kürtler de Kafkasya’daki akrabalarına karşı Ermeni gaddarlıklarını kamuoyuna duyurmadılar. Çünkü Kürt siyasetinin Türkiye’ye karşı mücadelesi için Batı’daki güçlü Ermeni lobisinin desteğine ihtiyaçları vardır. Türkiye’deki silahlı Kürt güçler komşu Ermenistan’dan o dönem yaşamsal önemde üs ve mali destek alıyordular. ABD’de, herhangi bir Kürt siyasinin bir NATO müttefiki veya Washington’da önemli herhangi biriyle görüşebilme yollarından biri, etkili Ermeni lobisidir. Bu kişiler, Kafkasya’da kardeş Kürtlere karşı yapılan Ermeni soykırımını eleştirmeyi fazla değerli görmüyorlar. Hatta kamuoyunun bilmesini dahi istemiyorlar.

 ABD ve Avrupa’da yaşayan akademisyen Kürtler ise, Ermenileri yüksek sesle eleştirme karşılığında mesleki ya da akademik misillemeden, hatta onlarca Türk diplomatını bütün dünyada cari olan elçiye zeval olmaz ilkesini çiğneyerek ve masum seyircileri öldürmüş olan Ermeni suikastçılar tarafından öldürülmekten korkuyorlar. (New York Times, 7. 29. 83). Ve Ermeni lobilerinin epeyce nüfuzu vardır. Yakın zamanlarda Fransız hükümeti Princeton tarihçisi Bernard Lewis’in ülkeye girmesini yasakladı; çünkü Lewis, 1915 soykırımı iddiasıyla ilgili, belgelerden Ermenilerin istediğinden daha az kanlı sonuçlar çıkarıyordu.

Kafkasya’daki Kürtlere yönelik soykırım, çok büyük olasılıkla cezasız kalacaktır. Sırpların Bosnalı komşularına karşı daha az bir suç işledikleri için, ekonomik yaptırım ve doğrudan NATO askeri müdahalesi biçiminde bir bedel ödemekte oldukları bir sırada Kürt soykırımı oluyor.

Yakın zamanların bu iki kitlesel etnik temizlik ve soykırım örneğine daha yakından bakalım. Dönemin Karabağ Cumhurbaşkanı Koçaryan (Sonra Ermenistan’ın cumhurbaşkanı) ile Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Dr. Radovan Karadzic arasında ilginç bir benzerlik vardır. Ne var ki, ABD’nin ve uluslararası çevrelerin bunlara yaklaşımı, çok farklı olmuştur. Her ikisi de, kendi azınlık grupları Azerbaycan’da Ermeniler ve Bosna’da Sırplar kendi kaderini belirleme temel haklarına saygı göstermeyen bir uluslararası hukuk sistemine karşı başkaldırdıkları bir sırada öne çıktı. Bu Ermeniler ve Sırplar her ikisi de Ortodoks Hıristiyan kendi iradelerine rağmen, yeni bağımsız Müslüman devletlere, sırasıyla Azerbaycan’a ve Bosna Hersek’e dahil edilmiştiler. Hem Ermeniler hem Sırplar, şu andaki eylemlerini haklı göstermek için yakın tarihlerindeki “soykırım” olaylarını andılar. Ermeni karşıtı ve Sırp karşıtı önceki “soykırımların” sürdürücülerinin Müslüman Kürtler ve Müslüman Bosnalılar olmadığını bildikleri halde onlar için fark etmiyor.

SOYKIRIMIN SONU

Coğrafi olarak hem Karabağ’daki Ermeni nüfus, hem Bosna’daki Sırplar, öteki halklar tarafından meskun Karabağ örneğinde Kürtler, Bosna Hersek örneğinde Bosnalı Müslümanlar topraklar arasındaki topraklarıyla ana ülkelerinden kopuk etnik adalardılar. Hem Ermeniler, hem Sırplar, aradaki toprağı ilhak edip yerli meskûnlarından temizleyerek bu etnoğrafik ve coğrafik uygunsuzluğu gidermek için harekete geçtiler. Ermeni ve Sırp yetkililer, temizlemek istedikleri masum insanları yıldırarak, yağmalayarak, yakarak ve öldürerek amaçlarına ulaşmak için eşkıyaları, kanun kaçaklarını ve suçluları hem silahlandırdılar, hem de teşvik ettiler. Bosna Hersek’te yaklaşık iki milyon insan yerinden edildi, 200.000 kişi öldü. Bosnalı Sırplar kendilerinin iki katı büyüklükte bir nüfusu yerinden etmeyi ya da öldürmeyi becermişti. Karabağlı Ermeniler, daha da büyük bir tahribata ve yersizleşmeye yol açtılar. Kızıl Kürtler de dahil yaklaşık 900.000 Azerbaycan vatandaşı, 150.000 Karabağ Ermeni’si için yurtsuzlaştırıldı ya da öldürüldü.

İronik bir şekilde Bosnalı Sırplar, ülkeyi Müslümanlardan ve Hırvatlardan bütünüyle ve toptan arındırmaya girişmeyip, ayrık topraklarını Sırbistan’la birleştirmekle yetindiler. Koçaryan güçleri ise, aksine, aradaki toprağı Kızıl Kürdistan’ı bütünüyle ve toptan temizlediler. Kızıl Kürdistan’ı yerli meskûnlarından tamamen boşalttıktan sonra, Karabağ’ın etrafında geniş bir bölgeyi temizlemeye koyuldular. Bosnalı Sırplar, Bosna’da düşmanlıktan önce işgal ettikleri toprakla az çok aynı büyüklükte bir toprakla etnik olarak temizlemekle yetinirken, Karabağ kendi büyüklüğünün üç katı toprağı ilhak etti.

Bütün bunlarda hem Koçaryan hem Karadzic, kendi ana devletlerinin, Ermenistan’ın ve Sırbistan’ın dik kafalı vekilleri olarak hareket ediyordu. Bu iki devletin yürütemeyeceği kirli bir savaşı yürütüyorlardı. Ne var ki, ikisi arasındaki benzerlik burada biter.

Sırbistan’a, Karazdic yönetimine dolaylı ve dolaysız yardımından ötürü sert uluslararası yaptırımlar uygulanırken, Ermenistan’a dış yardım ve sempati yağdı. Karadzic ve kurmayları uluslararası savaş suçlusu ilan edilip, Lahey’deki Uluslararası Mahkeme tarafından arandığı sırada (şu an hepsi hapisteler), Koçaryan ABD’de ve Avrupa’da resmi olarak ağırlanıyor ve Atlantik’in her iki yakasından da doğrudan dış yardım alıyor. Bosnalıların kanının Kürtlerinkinden daha kırmızı olduğu varsayılıyor olmalı, yoksa Koçaryan ve yönetimi, savaş suçlusu damgasını Karazdic ve yönetimiyle paylaşırdı. Bosnalı Sırplar, Batı’nın Ermenilere sempatisine neden olan iki öğeden yoksundurlar:

1) Washington ve Paris’te güçlü lobileri yoktur.

2) Müslüman Ortadoğu ve Kafkasya denizinde sözde mağdur bir Hıristiyan azınlık değildirler. Batı’nın Bosnalı Sırpların ve Karabağlı Ermenilerin benzer soykırım suçlarına yönelik bu çelişkili tutumu kısa sürede fazla değişmeyecektir. (Harvard Üniversitesi Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Kürsüsü Hocalarından Mehr¬dad R. Izady)

Bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ’da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan’ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal’a verdiği, röportajda, Hocalı,da 613 Azerbaycanlının katledilmesini şöyle savunacak kadar pervasızdı: Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu (stereotipi) kırmayı başardık. Ve olay işte bu.

 Adolf Hitler’in bir keresinde “şimdi kim Ermenileri hatırlıyor?” diyerek, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni “soykırımıyla” ilgili dünyanın kaygısız unutkanlığından söz ettiği söylenir. Pekâlâ, Ermeniler öldürülen Ermenileri hatırladılar. Aynı şekilde bütün dünyadaki Ermenilere şu sorulmalıdır:

 “Kürtleri kim hatırlayacak?” Elbetteki Müslümanlar, Kürtler hatırlayacak ve hatırladıkları günde gereğini yapacak. Din esastır, çünkü Ermeni birliklerin ilerleyişini Afgan ve Çeçen savaşçılar önlemiştir. Yoksa Ermeni soykırımını tanımaya hazır olan veya 24 Nisan’larda Ermeni anıtını ziyaret edenler bunu hatırlamayacakları gibi Kürtlerin bu soykırımı öğrenmemeleri içinde ellerinden geleni yapanlar değil.

Allah’a emanet olun, selametle kalın, duâlarınızı eksik etmeyin.

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
1
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 Akay Hoca Mayıs 14, 2015 Cevapla
0 0

Osmanlı Ermenilerinin büyük bir kısmı isyan hareketini başlattıklarında Van’da 40 bin Kürt’ü katlettiler.Ardından Muş Bingöl,Diyarbakır’Da Kürtleri öldürmeye başladılar.Ermeni Tehcirinde de Kürtler ellerinden geldiğince ve Hamidiye Alaylarının desteğiyle Ermeniiiilerden intikam almaya çalıştılar.Ne varki her iki kesimde Osmanlının tebaası olduğu için soykırım yaftası Türklerin boynunda kaldı.Esasen Tehciri de savaş müttefikimiz Almanlar planlayıp Osmanlıya uygulaattılar.Ve Ermenilerin sloganı şudur:BİZİM TÜRKLERLE TOPRAK KÜRTLERLE KAN DAVAMIZ VARDIR.