Kafkasya Kürtlerinin Hazin Hikâyesi

mehmetnurituran

İslam’ın Kafkas dağlarında koşan atları, Gürcü engeline takılmıştı. Gürcüler, Müslümanların sadece daha kuzeye çıkmalarına engel olmamış, aynı zamanda İslam’ın Güney Kafkasya’daki varlığı için de tehdit oluşturmuşlardı. Kafkasya çetin yerdi, Gürcüler coğrafyayı iyi biliyor, bitmez tükenmez saldırılarla Müslümanlara ağır kayıplar verdiriyorlardı.

Miladi 10. yüzyıldan önce ve sonra Erbil-Hakkari yörelerinden içinde Selahaddin-i Eyyübî’nin ailesinin de bulunduğu Kürt toplulukları, Kafkasya’ya Gürcülere karşı cihad için yerleştirilmişti. Oraya yerleşen topluluklar, Gürcülerin güneye gelmesini engellediler ve Şeddadî Hanedanı’nın önderliğinde zamanla bir tür Endülüs inşa ettiler. Bugünkü Tiflis ve Erivan’nın da içinde bulunduğu topraklarda nice cami, medrese inşa ettiler, İslam aleminin Miladi 10. yüzyılı ve hemen sonrasında en çok saygıyla sözü edilen mücahitleri arasında anıldılar. Ancak 1030’lı yıllardan itibaren Gürcü ve Ermeni saldırılarına aynı anda maruz kaldılar. İslam aleminin başkenti Bağdat saray oyunları içinde zaman öldürüyordu. Yardımlarına yetişecek kimse yoktu. Zayıfladılar. Bölgeye Selçuklular geldi. Siyasi bağımsızlıkları sona erdi ama Bağdat’ın siyasetine de hakim olan Selçuklularla iyi ilişkiler kurdular, Gürcülere karşı onlarla birlikte mücadele ettiler, topraklarını daha da genişlettiler. Bu toprak genişlemesi onlarla Hiristiyan Gürcüler arasına ağır bir düşmanlık yerleştirdi. Bir hanedan olarak varlıkları 1174’e kadar sürdüyse de gittikçe yaylalarıyla soğuk suyuyla, temiz havasıyla meşhur Karabağ bölgesine sıkışıp kaldılar. Harzemşah ve Moğolların bölgeye gelişiyle de siyasi olarak tarihe karıştılar. Ancak bir topluluk olarak varlıklarını sürdürdüler.

 Tarihi belgelerde Kafkasya’da Kürdlerin iç içe, topluca yaşadığı topraklardan “Kürdlerin yaşadığı bölgeler”, “Kürd bölgesi” olarak bahsedilmiştir [Azerbaycan SSC Devlet Merkezi Tarih Arşivi, F. 2894. ÖD(özel dosya) 6, L.67]. Bölge için yazılı belgelerde “Kürdistan” isimlendirmesine ise 19. yy. ortalarından sonra yazılmış kitaplarda, halk şiirlerinde rastlamaktayız. 19. yy.da Azerice yazıp söylemiş Kürd ozanlarının şiirlerinde “Mahalı Kelbeçer, eli Kürdistan” gibi mısralar bulunmaktadır. Resmi belgelerde ise bu bölge yalnız 20. yy. başlarından “Kürdistan” olarak adlandırılmıştır [“Baku işçisi” gazetesi, Baku, NO 151. 9 Temmuz 1923]. Ne var ki, bu dağlık bölgenin tamamının somut olarak başka bir isimle tanımlandığına hiçbir tarihi belgede rastlanmamaktadır.

10-13 yy.da bu Kürd bölgesi Şeddadi Kürd devletinin sınırları içerisinde olmuş, 13. yy.da Alban-Xaçın kınyazlığı  denetiminde kalmış, 16 yy.da İran tabiliğine girmiştir. 17-18 yy.da Karabağ ve Erivan hanlığı arasında bulunan Kafkasya Kürdistan’ı daha çok Karabağ hanlığı ile ilişkili olmuştur.

1805 yılında Kurekçay antlaşması ile Karabağ hanlığı Rusya’ya bağlanmış, 1822’de Karabağ hanlığı ortadan kaldırıldıktan sonra Kürdistan, Karabağ’ın diğer parçaları gibi Rusya İmparatorluğunun oluşturduğu sıkıyönetim rejimi ile yönetilmiştir. Daha sonra bölge, İmparatorluğun Yelizavetpol eyaletine dahil edilmiştir.

Kafkasya’da 20 yy.ın başlarında nasıl ki, Azerilerin ve Ermenilerin yoğunlukta yaşadığı bölgeler Azerbaycan ve Ermenistan olarak adlandırılmışsa, tarihi Kürd bölgeleri de Kürdistan biçiminde tanımlanmıştır.

  1. yy. başlarında Kürdlerin bölgede yadsınamaz etnik-milli bir gerçeklik olduğu 1918’de kurulan Azerbaycan Müsavat Cumhuriyeti’nin, 1920 yılında Kürd atıcı taburu ve Kürd süvari alayı oluşturma kararıyla da açıkça görülmektedir. Yalnız ilk atıcı taburun 1280 kişiden oluşturulması kararı alınmıştı [Azerbaycan SSC Devlet Merkezi Tarih Arşivi, F. 2994. ÖD. 6, L.2 ].

Sovyet hükümetinin kuruluş arifesinde Kürdler Kafkasya’da önemli bir nüfus yoğunluğuna sahip olmuştur. Resmi veriler Kürdlerin, Kürdistan’ın dışındaki illerde de dağınık olarak yaşadığını kanıtlamaktadır. Azerbaycan’ın 1926 yılı resmi nüfus sayımı sonuçlarına göre Kürdler, Azerbaycan genelinde 41 bin 193 kişi [Kafkasya nüfusu” Tiflis, 1928, Kafkasya Merkezi İstatistik İdaresi yayınları.], Azerbaycan Kürdistanı’nda  37 bin 182 kişi olup, Kürdistan nüfusun 72.2’ni oluşturmaktaydı [A.Bukşpan. “Azerbaycan Kürdleri” Baku, 1932. s., 61]. 1924 yılında bölgede araştırma gezisinde bulunan Çursin, burada yaşayan 44 bin kişiden 35 bininin Kürd,ler olduğunu yazmıştır. Azerbaycan Planlama Komitesi’nin hesaplamalarına göre Kelbecer ilinde ahalinin 99.5’i, Laçın ilinde ise 99.2’i Kürdlerden ibaretti. Her iki ilde Azeri Türkleri’nin sayısı toplam 180 kişi olmuştur [A. Bukşpan, a.g.e. s., 61]. Sovyet hükümetinin kurulmasıyla bu tarihi gerçekler kısmen de olsa dikkate alınmış, karmaşık milli sorunların çözümünün bir parçası olarak Kürdlerin yoğunlukta yaşadığı Kafkasya Kürdistanı’nda otonom bölge oluşturma kararına varılmıştır.

 En başta şunu eminlikle söylemek mümkündür ki, Kafkasya’da Kızıl Kürdistan otonomisinin oluşturulması meselesi; tarihi zorunluluktan, bölgede milli bazdaki dengelerin dayatmasından kaynaklanmıştır.

Komünist Moskova, Kafkasya’da bir kaç değişik çözüm modeli uyguladı. Kimi azınlıklar tarihten bu yana yaşadıkları topraklarda özerklik kazandılar (Örneğin, Gürcistan SSC içerisinde Abazya, Acaristan). Bazı bölgelerde ağırlıktaki iki etnik birime bir özerklik düşünülürken (örneğin, Karaçaevo-Çerkesiya, Kabardino-Balkariya, Çeçen-İnguşetiya), bazı halkların ağırlıkta olduğu bölgeler ise iki Cumhuriyet arasında parçalandı (örneğin, Kuzey Osetya Rusya Federasyonu’nda, Güney Osetya Gürcistan Cumhuriyeti’nde kaldı). Başka bir çözüm ise iç içe ve yan yana yaşayan onlarca azınlık halkı bir Özerk Cumhuriyette birleştirmek olarak düşünüldü. Örneğin, Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’nde 30’a yakın halk yaşamakta, resmiyette dominant halk bulunmamaktadır.

 Sovyetlerin kurulduğu yıllardaki bu idari düzenlemeler, bazı halkların tarihi arazilerinin ayrı ayrı cumhuriyetler arasında bölünmesine de yol açtı. Yukarıdaki Osetya örneğine, coğrafi Lezgi topraklarının Dağıstan ve Azerbaycan arasında bölüştürülmesini gibi.

 1920 yıllarında Güney Kafkasya’daki Dağlık Karabağ ve bununla iç içe ele alınan Kürdistan sorunu böylesi karmaşık çözümler serisi ortamında güya halledilmeye çalışılmaktaydı.

Kızıl Kürdistan ismiyle anılan Kafkasya Kürdistan’ı hala da değişik bakış açıları ile yapılan tartışmalara neden olmaktadır. Bu noktada en doğru yöntem, belgelere baş vurmaktır.

1920 yıllarına ait belgeler, Dağlık Karabağ ve Kürdistan sorunlarının iç içe ele alınarak çözülmek istendiğine ışık tutmaktadır. Söz konusu dönemde yüksek dağlık arazilerde yaşayan Kafkasya Kürdistanlılarının ekonomik durumu içler acısıydı. Sosyal yaşam koşulları fecaat ve ağırlığını koruyordu. Halkın % 50’den fazlası açlık sınırlarında yaşıyordu. Evsiz kalan binlerce insan mağaralarda oturuyor, yalınayak ve yari çıplak dolaşıyordu. Gazyağı yoktu, çıra ve kuru ağaç kabuğu yakıyorlardı. [ “Kürdistan Tarihi Kitabi” Lazarev, Mihoyan, Vasilyeva ve Hesretyan, Kürdçe].

1921 Mayıs’ında Sovyetlerin 1. Azerbaycan kongresinde Kürd kökenli ünlü Bolşevik, Azerbaycan Kızıl Donanması başkomutanı ve Nakliyat bakanı Çingiz Yıldırım, doğup büyüdüğü Gubadlı bölgesini (Kızıl Kürdistan) “açlık bölgesi” olarak nitelendirmiş, desteklenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu değerlendirmenin akabinde yapılan Azerbaycan Merkezi Yürütme Komitesi (MYK) toplantısında burası “açlık bölgesi” ilan edilerek tedbir kararları alınmıştır. Bundan 6 ay sonra ise “Kürd” kod ismiyle tanınan Çingiz Yıldırım’ın kahraman kişiliğine büyük değer biçen V.İ. Lenin, 17 Kasım 1921 tarihli Kafkasya Kürdistanlılarına ekonomik destek talepli mektubunu Azerbaycan Halk Komiserleri Sovyeti başkanı Neriman Nerimanov’a yollamıştır.

V.İ. Lenin’in talimatında şu kelimeler yer almaktaydı: “Povoljya ve Kürdistan’da açlık çekenlere 40 milyon /ruble/ bağışta bulunmak, emekçilerin Kızıl Enternasyonal bayrağı altında yürüme azminin en iyi bir göstergesidir”. RSFSC Halk Komiserleri Sovyeti başkanı Lenin.

Haftaya, “Kafkasya Kürtlerinin Hazin Hikayesi” başlıklı yazı dizimsine, “Kızıl Kürdistan Kurulması” başlığı ile devam edeceğim.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.