İlk Cemre Havaya Düştü

V1

Iğdır’da baharın gelişinin müjdeleyicisi olarak kabul edilen cemrenin havaya düşmesiyle bahar kutlamaları başlayacak.

Türkçede ‘kor halindeki ateş’ anlamına gelen cemrenin yüzyıllardır birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılınıyor. İkinci cemre 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemre ‘de 6 Mart’ta toprağa düşecek.

CEMRE NEDİR İLK NEREYE DÜŞER

Cemre, ilkbaharın gelişi ile birlikte önce havada, sonra suda, en son olarak da toprakta yaşanması beklenen sıcaklık artışlarını belirtmek için kullanılan bir tabirdir.Arapça kökenli bir kelime olan “Cemre”, “Kor Ateş” manasına geldiğinden bir kor ateşin sıcaklığının (yani baharın gelişiyle birlikte dünyaya daha kuvvetli gelen güneş ışınlarının) hava, su ve toprağa etki etmesiyle ısınmanın gerçekleşmesi kastedilir. Bu etki için “düşmek” fiili kullanılagelmiştir. Dolayısıyla “Cemre düştü mü?”,”Cemre düştü!” gibi benzetmeler halkımız arasında yaygındır.

Cemrenin havaya düştüğü tarihler 19-20 Şubat, suya düştüğü tarihler 26-27 şubat, toprağa düştüğü tarihler ise 5-6 Mart olarak kabul edilir.

CEMRENİN TARİHÇESİ

Cemrenin kelime anlamı ‘kor halindeki ateş’tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve onları ısıttığına inanılır. Eskiler 365 günlük yılı ‘kasım’ ve ‘hızır’ günleri olarak ikiye ayırırlarmış. Kasım(kış) 179, Hızır(yaz) ise 186 günmüş. Yılın kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasım’ da başlar, 6 Mayıs’ a kadar sürermiş. 6 Mayıs’ ta da Hıdrellez ile birlikte yaz devresi yani Hızır günleri başlarmış. Kasım ayına kasım dememiz oldukça yenidir. 1945 yılında ilgili kanun yürürlüğe girene kadar, kasım ayma ‘teşrinisani’ denilirmiş. Kasım, Arapça’ da ‘bölen’ anlamına gelir. Yılı böldüğü için bu ad verilmiş olabilir.Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen ‘erbain’, seksen altısında da elli gün anlamına gelen ‘hamsin’ başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurmuş. Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak ‘Geldik yüze, çıktık düze’ denilirmiş.Birinci cemrenin Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) havaya, ikinci cemrenin 112’sinde (26-27 Şubat) suya, üçüncü cemrenin 109’unda toprağa (5-6 Mart) düştüğüne ve bu cemrelerin yedi günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılırmış. Halk arasında cemrelere “Cemile kadın” da denir. Cemrelerin düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz.Güneş’ten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar, yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtırlar. Aksi olsaydı, yükseldikçe, dağların tepesine çıktıkça, Güneş’e yaklaşıldığı için hava gittikçe ısınırdı.Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak – hava- su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler bazen fırtınalar çıktığı ve kar yağdığı görülse de Marmara Bölgesi’ne ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80’e varan oranda ısınma meydana gelmektedir.

CEMRENİN DİĞER BİR ANLAMI

Müslümanların hac sırasında Mina vadisinde attığı taşlardan meydana gelen yığındır. Divan şairlerinin, cemre zamanlarında baharın gelmesi dolayısıyla, önemli kişilere yazdıkları övgü şiirleri de Cemreviye olarak bilinmektedir. Meteorolojik bir olay olarak bilinen cemre ise takvimlerde ilkbahardan önce birer hafta aralıkla havaya, suya ve toprağa düştüğü inanılan ısıtıcı (ısıl) güç veya sıcaklık yükselmesi olarak tanımlanır.Cemreler Türk dünyasının kültür ve edebiyatına da konu olmuşlardır. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanlan, baharın yaklaşması dolayısıyla önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine ‘Cemreviye’ denilirmiş.

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.