Hz. Hüseyin (RA) 2

mehmetnurituran

Yezid, Muslim’in bu faaliyetini öğrenince Kufe Valisi Nu’man b. Beşir el-Ensari’yi gorevden alarak yerine Basra Valisi Ubeydullah b. Ziyad’ı tayin etti ve ondan Muslim’i şehirden

cıkarmasını veya öldürmesini istedi. Ubeydullah’ın Hz. Hüseyin (RA) taraftarlarını ürküten tedbirler alması üzerine Müslim daha nüfüzlu bir kişi olan Hani’ b. Urve el-Muradi’nin evine yerleşti ve halkı ayaklanmaya cağırdı; hatta Ubeydullah’ın kasrını kuşattı.

Ancak Ubeydullah’ın safında yer alan Kufe ileri gelenlerinin nasihat ve tehditleri üzerine ayaklanan halk dağılmaya başladı ve geceye doğru Muslim’in yanında sadece otuz kişi kaldı; daha sonra onlar da dağıldı. Bu gelişmeler üzerine geceleyin Kinde kabilesine mensup Tav’a adlı bir kadının evine saklanan Muslim ihbar üzerine yakalanarak öldürüldü (8 veya 9 Zilhicce 60/9 veya 10 Eylul 680).

Kerbelaya giden Yol; Bu yuzden Kufeliler’den biat aldığını daha önce mektupla haber verdiği Hz. Hüseyin (RA)’a onların sözlerinden döndüğünü bildiremedi. Hz. Hüseyin (RA) yeni gelişen olaylardan haberi olmadığı icin Kufe’ye hareket etmeye karar verdi. Her ne kadar Abdullah b. Abbas (RA) ona, Kufeliler’in babasıyla ağabeyine yaptıklarını hatırlatıp sözünde durmayan bu insanların davetine uymamasını ve eğer Mekke’de kalmak istemiyorsa Yemen’e gidip orada Muslim’in hakimiyet kurmasını beklemesinin daha iyi olacağını soylediyse de Hz. Hüseyin (RA) kararından dönmedi. Yezid’in halifeliğini tanımayan Abdullah b. Zubeyr ise Mekke’de kalmasını teklif etti ve biat almasına kendisinin de yardımcı olabileceğini bildirdi (Taberi, Târîh, II, 276; İbnu’l-Esir, el-Kâmil, IV, 38).

Abdullah b. Ömer ve Ömer b. Abdurrahman b. Haris gibi şahıslar da kesinlikle Kufe’ye gitmemesini istediler, İbn Abbas ise hic değilse yalnız gitmesini önerdi. Fakat Hz. Hüseyin (RA), 8 Zilhicce 60 (9 Eylul 680) tarihinde, umresini tamamladıktan sonra ailesi ve bazı taraftarlarıyla birlikte Kufe’ye hareket etti (Taberi, a.g.e., II,272; İbnu’l-Esir, a.g.e., IV, 39).

Birkac gün sonra, bütün ailesini yanına aldığı için başlarına bir şey gelirse bunun soyunun tükenmesi demek olacağı endişesine kapılan amcasının oğlu Abdullah b. Ca’fer önce bir mektup yazarak durmasını istedi; sonra da Mekke Valisi Amr b. Said b. As el-Eşdak’tan onun adına eman alarak kendisine gonderdi. Ancak Hz. Hüseyin (RA), ruyasında Resulullah’ı gördüğünü ve ister lehine ister aleyhine sonuclansın başladığı işi tamamlamakla emrolunduğunu soyleyerek geri dönmeyi reddetti. Yolda şair Ferezdak ile karşılaşıp Kufe’deki durumu sorunca, “Halkın kalbi seninle, kılıçları Beni Umeyye iledir; ilahi takdir ise gökten iner ve Allah dilediğini yapar” cevabını aldığı halde, “Doğru soyledin, Allah’ın dediği olur, Allah dilediğini işler ve rabbimiz her gün yeni bir iştedir. Takdir hoşumuza gidecek şekilde olursa nimetlerinden dolayı Allah’a şükrederiz; O şükredenlerin yardımcısıdır. Eğer takdir umulandan başka türlü cıkarsa niyeti hak ve takvası da teneşir tahtası olan kimse elbette

taşkınlık göstermez” diyerek yolculuğunu sürdürdü (Dineveri, s. 245; Taberi, Târîh, II, 277-278).

Ancak daha sonra Sa’lebiyye’de karşılaştığı iki yolcudan Kufeliler’in biatlarından caydığını ve Muslim b. Akil ile Hani’ b. Urve’nin öldürüldüğunu oğrenince geri donmek istedi; fakat bu defa da Muslim’in oğullan ve kardeşlerinin ısrarı üzerine yola devam etmeye mecbur oldu. Bu arada taraftarlarına isteyenlerin ayrılabileceğini soyledi, onlar da ayrıldılar; yanında sadece aile fertleriyle birlikte yaklaşık yetmiş kişi kaldı. Böylece sayısı azalan kafile Nineva bölgesindeki Kerbela’ya vardı (2 Muharrem 61/2 Ekim 680). (Bağdat’ın yaklaşık 100 km. güneybatısında yer alan Kerbelâ’nın İslâm tarihindeki şöhreti, Hz. Hüseyin (RA) ile ailesi fertlerinin 10 Muharrem 61 (10 Ekim 880) tarihinde Emevîler’ce şehid edildikleri yer olması v e kabirlerinin burada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kerbelâ İsminin anlamı Akkadca “sivri külâh” anlamındaki karballatu kelimesinin Orta İbrânîce ve Ârâmîce’de aldığı karbalâ şeklinden (v.Soden, 1,449), Arapça “Bâbil çevresi” mânasına gelen Küver Bâbil’den (Hibetüddin eş-Şehristânî, s.6) gelmektedir.)

Kufe Valisi Ubeydullah’ın emriyle kafileyi uzun suredir 1000 kişilik kuvvetiyle gözetlemekte olan Hur b. Yezid Hz. Hüseyin (RA)’in Kerbela’ya ulaştığını valiye bildirdi; o da kafilenin sarp ve mustahkem yerlere sığınmasına engel olunmasını, susuz ve savunmasız bir yerde konaklamaya mecbur edilmesini istedi. Rey valiliğine getirilen Ömer b. Sa’d b. Ebu Vakkas’a da ordusuyla Hz. Hüseyin (RA) üzerine yürümesini ve bu meseleyi halletmesini emretti.

Ömer b. Sa’d önce bu işe yanaşmak istemediyse de yoğun ısrar ve görevden alınma tehdidi karşısında kafilenin üstüne yürüdü. Hz. Hüseyin (RA) Ömer’in gönderdiği elciye kendisini Kufeliler’in cağırdığını, 18.000 kişinin biat ettikten sonra biatlarını bozduğunu, donup gitmek istediğinde de Hur b. Yezid’in engel olduğunu ve kendisini buraya kadar gelmek zorunda bıraktığını anlattı ve, “İzin verin donup gideyim” dedi (Dineveri, s. 253-254).

Ömer b. Sa’d, Hz. Hüseyin (RA) ile çarpışmak istemediği icin bu cevaptan memnun kaldı ve durumu Ubeydullah b. Ziyad’a bildirdi. Ubeydullah ise Yezid’e biati önermesini ve reddi halinde kafilenin su ile irtibatını kesmesini istedi. Bunun üzerine Ömer, Hz. Hüseyin (RA)’i Kufe’ye çağıranlar arasında bulunan Amr b. Haccac’ı su yollarını kesmekle görevlendirdi; sonra da birkac defa Hz. Hüseyin (RA)’le gizlice görüştü (Ebu Mihnef, s. 48-49).

Aralarında ne konuştukları tam olarak bilinmemekle beraber tahminlere gore Hz. Hüseyin (RA) şu teklifleri yapmıştır; Geldiği yere dönmek, bizzat Yezid’e gidip biat etmek veya İslam serhadlerinden birinde cihadla meşgul olmak. Ömer, kabul edilebileceği ve böylece kendisinin de bu sıkıntılı işten kurtulacağı umidiyle teklifi Ubeydullah b. Ziyad’a bildirdi. Ubeydullah önce bu teklifi uygün gördüyse de Sıffin’de Hz. Ali’nin safında carpışanlardan Şemir b. Zulcevşen ona önemli bir fırsatı kacırmış olacağını hatırlatarak Fırat nehriyle irtibatı kesilmiş umitsizlik icindeki Hz. Hüseyin (RA)’i isteğine boyun eğdirmesini veya cezalandırmasını söyledi, ayrıca onun Ömer ile geceleri gizlice goruştuğunu belirtti. Bunun üzerine Ubeydullah, Şemir ile Ömer’e bir mektup gondererek Hz. Hüseyin (RA)’in doğrudan kendisine teslim olmasını sağlamasını, bunu başaramazsa onunla savaşmasını, aksi takdirde kumandayı Şemir’e bırakmasını emretti. Şemir karargaha 9 Muharrem Perşembe günu ulaştı. Ömer b. Sa’d kumandayı, dolayısıyla kazandığı dünyalığı elden kacırmamak icin bu gorevi yerine getireceğini soyledi. Hz. Hüseyin (RA) ve yanındakiler o geceyi dua, namaz ve istiğfarla gecirdiler (Taberi, Târîh, İl, 315; İbnu’l-Esir, el-Kâmil, IV, 59).

Şehadeti; Ertesi gün Hz. Hüseyin (RA) gerekli savaş hazırlıklarını yaptıktan sonra atına bindi ve önünde bir mushaf olduğu halde Ömer’in ordusuna yaklaşarak kendisinin buraya geliş amacını anlamaları, hakkında insaflı hüküm vermeleri halinde saadete kavuşacaklarını ve üzerine yürümelerine gerek kalmayacağını, mazeretini dikkate almamaları durumunda ise istediklerini yapmalarını soyledi. Bazı kaynaklara göre Hz. Hüseyin (RA) bu konuşmasında anne, babasının ve amcalarının İslam’a hizmetlerini dile getirmiş, Resul-i Ekrem’in kendisi hakkındaki övucu ifadelerinden söz etmiş ve kanını akıtmanın büyük vebal doğuracağını hatırlatmıştır (Ebu Mihnef,s. 49-50, 130-138; İbnu’l-Esir, a.g.e., IV,61-62).

Hz. Hüseyin (RA)’in bu konuşması üzerine Hur b. Yezid yaptıklarına pişman olarak onun safına gecti. Ömer b. Sa’d’ın sancağıyla gelip ilk oku atması üzerine başlayan savaş birbirine

denk olmayan bu kuvvetler arasında tam bir dram şeklinde devam etti ve Hz. Hüseyin (RA)’ın

savaşa başlarken yirmi üc süvariyle kırk piyadeden oluşan askerleri kısa surede azaldı. Savaşın sonlarında artık sıcak ve susuzluktan bitkin hale düşen bu az sayıdaki insanın başında piyade olarak cesaretle dovuşen Hz. Hüseyin (RA)’e Şemir b. Zulcevşen’in emriyle her taraftan hücum edildi. Sinan b. Enes en-Nehai önce bir harbe saplayıp onu yere düşürdü, sonra da atından inerek saçlarını ve daha sonra başını kesti; oradakiler de cesedini soyup her şeyini, ardından da cadırları yağmaladılar.

 Yazının devamı haftaya çarşamba günü yayımlanacaktır.

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.