Hazreti HASAN (RA)1

mehmetnurituran

Künyesi: Ebû Muhammed el-Hasen b. Alî b. Ebî Tâlib ei-Kureşî el-Hâşimî

Doğumu; (Doğumu H. 3. yılın Şâban ayında Ocak-Şubat 625 veya Ramazan ayının 15’inde 1 Mart Medine,Ölümü. 49/669) Babası ona Harb adını koymayı düşünmüşse de Hz. Peygamber, Câhiliye döneminde bilinmeyen Hasan adını ve Ebû Muhammed künyesini vermiş ve kulağına bizzat ezan okumuştur; doğumunun yedinci gününde de akîka kurbanı kestiği ve Hz. Fâtıma’dan saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmasını istediği bilinmektedir. Kaynaklarda, Resûlullah’a çok benzediği için Hz. Ebû Bekir'(RA)’ın  onu, “Ey nebîye benzeyen, Ali’ye benzemeyen” diye sevdiği ve Hz. Ali (RA) ında buna tebessüm ettiği belirtilir.

Eğitimi ve gençliği; Hz.Hasan (RA), kardeşi Hz.Hüseyin (RA) gibi ilk iki halife döneminde cereyan eden önemli olaylarda fiilen yer almamıştır. Hz. Osman'(RA)’ın  hilâfeti sırasında kardeşiyle birlikte Saîd b. Âs’ın Horasan seferine (29 veya 30/650 veya 651) katılmış (Belâzürî, Fütûh, s. 480-, Taberî, Târih, I, 2836), daha sonra da babası tarafından yine kardeşiyle birlikte Hz. Osman’ı isyancılara karşı korumak ve evine su taşımakla görevlendirilmiştir (a.g.e., I, 3020).

Babası hilâfete geldikten sonra Hz.Hasan (RA), Talha b. Ubeydullah (RA) ve Zübeyr b. Avvâm'(RA)’ın ona karşı çıkmaları üzerine, Kûfeliler’i babasının yanında yer almaya ikna etmek için Ammâr b. Yâsir (RA) ile birlikte Kûfe’ye gitti. Cemel Vak’ası ve Sıffîn Savaşı’nda da babasının yanında bulundu. Hz. Ali (RA)’ ın şehid edilmesinin ardından (19 veya 21 Ramazan 40/26 veya 28 Ocak 661) Ubeydullah b. Abbas b. Abdülmuttalib Kûfeliler’i halife olarak ona biata davet etti ve bir rivayete göre (İbn Şehrâşûb, III, 191) aynı gün, bir rivayete göre de (Mes’ûdî, Mürûcü’z-zeheb, II, 426) iki gün sonra Kûfe’de kendisine biat edildi.

Hilafeti; Hz. Ali (RA)’ın  şehadetinden kısa bir süre önce Hz.Hasan (RA)’a biat konusunda sorulan bir soruya, “Bunu ne emreder ne de nehyederim” diye cevap vermiştir (Taberî, Târîh, I, 3461); ancak Şiîler Hz. Ali (RA)’ ın onu veliaht tayin ettiğine inanırlar (Fığlalı, s. 85). Hz.Hasan (RA), Küfe Mescidi’nde halka hitaben yaptığı konuşmada Ehl-i beyt’in meziyetlerinden ve Hz. Peygamber’e olan yakınlığından söz etti. Ona ilk biat eden Kays b. Sa’d b. Ubâde el-Ensârî, biat sırasında kendisini Allah’ın kitabına ve Resûlullah’ın sünnetine bağlı kalmanın yanı sıra isyancılara karşı savaş şartını da kabul etmesi için zorladı; fakat Hz.Hasan (RA) bu şartın aslında “Allah’ın kitabı” lafzında mevcut olduğunu söyledi (Taberî, Târîh, 11, 1).

Hz. Ali (RA)’ ın şehid edildiğini ve Hz.Hasan (RA)’ın halifeliğe getirildiğini haber alan Muâviye b. Ebû Süfyân, onun taraftarlarını ve Kûfeliler’i kendi safına çekmek için yoğun bir faaliyet başlattı; Abdullah b. Âmir kumandasında Suriye, Filistin ve el-Cezîre kuvvetlerinden oluşan bir ordu hazırlattı. Bu durumu Kûfe’de bulunduğu sırada öğrenen Hz.Hasan (RA) da Abdullah b.Âmir’le karşılaşmak üzere Medâin’e doğru yola çıktı. Bu sırada, iki taraf arasında anlaşmazlığın barış yoluyla çözümlenmesi konusunda zaman zaman eski meseleleri de kurcalayan mektuplar teâti edilmiş (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Mekâtilü’t-Talibiyyîrı, s. 46-77), ancak bu yazışmalar durumu gerginleştirmekten başka bir işe yaramamıştır.

Muâviye Musul’a ulaşıp orada konaklayınca Hz.Hasan (RA), Ubeydullah b. Abbas kumandasında 12.000 kişilik bir öncü birliğini ona karşı gönderdi ve Ubeydullah’a, Muâviye ile müzakerelerde bulunmak isteyen Kays b. Sa’d ve Saîd b. Kays el-Hemdânî ile istişare etmesini söyledi. Fakat bu arada, konakladığı Medâin’in Sâbât mevkiinde ordusundaki savaşa karşı isteksizliği sezince bir konuşma yaparak aslında hiçbir Müslümana karşı kötü hisler beslemediğini, adamlarının pek çoğunun savaştan hoşlanmadığını bildiğini, bunun için de onların arzu etmedikleri bir şeyle karşı karşıya kalmalarını istemediğini söyledi.

Büyük bir şaşkınlık yaratan bu sözler üzerine Hâricîler’in görüşlerini benimseyen bir grup, “Hz.Hasan (RA)’da babası gibi küfre düşmüştür” diyerek üzerine yürüdü ve altından seccadesini çekip elbisesini çekiştirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Hasan (RA), Rebîa ve Hemdân kabilelerine mensup sâdık adamlarının yanına sığındı; onlar da etrafını çevirip saldırganları uzaklaştırdılar.

Hz.Hasan (RA) daha sonra Medâin’e gitmek üzere hareket etti. Ancak yolda kendisini öldürmeye teşebbüs eden Hâricî Cerrâh b. Sinân el-Esedî tarafından yaralandı ve şehre ulaşınca valinin evinde tedavi gördü. Bu sırada Muâviye, bir yandan Hz.Hasan (RA)’ın taraftarlarınca tartaklanıp yaralandığı haberini etrafa yayarken bir yandan da Enbâr’da onun öncü kumandanı Ubeydullah b. Abbas ile Kays b. Sa’d’ı kuşattı. Muâviye’nin öncü kumandanı Abdullah b. Âmir de Medâin’e giderek şehrin dışına çıkan Hz.Hasan (RA)’ın ordusunun karşısında mevzilendi ve onlara Muâviye’nin de Enbâr’ı kuşattığını, aslında savaş niyeti taşımadıklarını ve Hz. Hasan (RA)’ın kendisi de dahil olmak üzere askerlerinden onlara sığınanların hayatlarının bağışlanacağını söyledi. Bu sözler karşısında çoğunluk savaştan kaçındığını belli etti; Hz. Hasan (RA) da Medâin’e dönerek hilâfeti Muâviye’ye teslim etmek için belirlediği şartları Abdullah b. Âmir’e bildirmek zorunda kaldı.

Muaviye ile antlaşma; İleri sürdüğü şartlar şunlardır: 1. İntikam için Iraklılardan hiç kimse tutuklanmayacaktır. 2. Milliyetine bakılmaksızın herkes emniyet içinde olacaktır. 3. İşlenmiş suçların tamamı affedilecektir. 4. Ahvaz’ın haracı yıllık olarak kendisine ödenecektir, 5. Kardeşi Hz.Hüseyin (RA)’a her sene 2 milyon dirhem verilecektir. 6. Hâşimoğulları ve Muttaliboğullarına da Abdüşemsoğulları’na (Ümeyye-Emevi) gösterilen yakınlık gösterilecek ve aynı ihsanlarda bulunulacaktır. (Dîneverî, s. 221-222).

İbnü’IEsîr bu şartlara Hz. Ali’ye sövmemeyi de ilâve etmiştir (el-Kâmil, III, 405). Ayrıca

muahhar bir Sünnî kaynakla (Süyûtî, s.191) Şiî eserleri (meselâ bk. İbn Tolun, s.65; İbrâhim el-Müsevî ez-Zencânî, I, 143;M. Husain Tabatabai, s. 56), anlaşma şartlarına hilâfetin Muâviye’nin ölümü halinde Hz.Hasan (RA)’a iade edilmesi maddesini de eklemişlerdir. İbn Hacer el-Heytemî bu maddeyi, “Muâviye kendisinden sonra yerine kimseyi tayin etmeyecek, bu iş ondan sonra müslümanların şûrası ile tesbit edilecektir” şeklinde verirse de (Es-Savâik-ül-Muhrika, s. 136) anlaşmada böyle bir maddenin bulunması olayların gelişmesine pek uygun düşmemektedir; çünkü Muâviye, oğlu Yezîd’e biat istediği zaman Hz. Hasan (RA)’la yapılmış anlaşma uyarınca hilâfete aday gösteremeyeceği yolunda kendisine karşı herhangi bir itirazın ileri sürüldüğü sabit değildir. Abdullah b. Âmir Hz. Hasan (RA)’ın şartlarını Muâviye’ye götürdü, Muâviye de bunları kendi eliyle yazarak mühürledi ve Hz.Hasan (RA)’a iade etti (25 Rebîülevvel 41/29 Temmuz 661; bk. Mes’ûdî, Mürûcü’z-zeheb,II, 426; İbnü’I-Esîr, el-Kâmil, III, 405-406; İbrâhim el-Mûsevî ez-Zencânî, I, 143).

Şartlarının kabul edilmesine memnun olan Hz. Hasan (RA), anlaşmayı Kays b. Sa’d’a bildirerek yetkilerini Muâviye’ye devretmesini ve Medâin’e dönmesini emretti. Bu duruma öfkelenen Kays, kumandası altındaki 4000 adamına ya sapıklığa düşmüş bir imama (Muâviye) itaat etmelerini veya imam olmadığı halde kendisine uyarak savaşa girmelerini önerdi, onlar da birinci şıkkı tercih ettiler (İbnü’I-Esîr,el-Kâmil, III, 407). Bu arada Hz.

 Hüseyin (RA) ve Hucr b. Adî gibi bazı kimseler, Hz. Hasan (RA)’ın Muâviye ile anlaşmasına, arkasındaki müslümanları küçük düşürdüğü gerekçesiyle karşı çıktılarsa da Hz.Hasan (RA) kararından dönmeyerek adamları ile birlikte Medâin’den Kûfe’ye gitti ve oraya gelen Muâviye’ye vardıkları anlaşmayı şahsen de teyit ettirdi (Cemâziyelevvel 4l/Eylül 661). İslâm tarihinde 41 yılına bu uzlaşmadan dolayı “âmü’l-cemâa” (birlik yılı) denilmiştir.

Böylece Hz. Hasan (RA), kardeşi Hz.Hüseyin (RA)’in şiddetle karşı çıkmasına rağmen Muâviye ile anlaşarak Hz. Peygamber’in işaret ettiği gibi (Buhârî, “Şulh”, 9; “Fiten”, 20) müslümanlar arasında kan dökülmesini önlemiş ve insanların kısa bir süre için de olsa barış ve huzur içinde yaşamalarına vesile olmuştur.

Yazının devamı haftaya çarşamba günü yayımlanacaktır.

 

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.