Hazreti Hasan (RA) 2

mehmetnurituran

Vefatı; Hz. Hasan (RA) daha sonra ailesiyle birlikte Medine’ye gitti ve hayatının geri kalan kısmını orada siyasetten uzak bir şekilde geçirdi. Ancak sonunda, rivayete göre Yezîd b. Muâviye ile evlendirilmek vaadiyle kandırılan eşlerinden Ca’de bint Eş’as b. Kays tarafından zehirlendi (İbnü’I-Esîr, el-Kâmil,III, 460; a.mlf., Üsdü’l-ğâbe, II, 15; Süyûtî,s. 192) ve 28 Safer 49 (7 Nisan 669) tarihinde şehid oldu.

Ölmeden önce kardeşi Hz.Hüseyin (RA)’e Resûl-i Ekrem’in yanına, bu mümkün olmadığı takdirde Cennetü’l-Bakî’de annesinin yanına gömülmesini vasiyet etmiş, Mervân b. Hakem birinci teklife karşı çıktığı için Medine Valisi Saîd b. Âs’m kıldırdığı cenaze namazından sonra Cennetü’l-Baki’de annesinin yanına defnedilmiştir.

Fazileti; “Müctebâ, takı, zekî” ve “sıbt” lakaplarıyla tanınan Hz. Hasan (RA) halim selim, cömert, sakin, vakarlı, siyaset ve fitneden kaçınan bir yaratılışa sahipti. Onun hilâfette kalış süresi hakkında farklı görüşler vardır; müelliflerin bir kısmına göre dört ay üç gün (meselâ bk. İbn Şehrâşûb, III, 192), bir kısmına göre de altı ay üç gün (meselâ bk. el-İmâme ve’s-siyâse, I, 140; Mes’ûdî, et-Terıbîh, s. 260; Süyûtî, s. 191-192) halifelik yapmıştır. Muâviye ile anlaşma 25 Rebîülevvel 41 (29 Temmuz 661) tarihinde yapıldığına göre ikinci rivayetin daha isabetli olması gerekir.

Hz. Hasan (RA) doğrudan Resûl-i Ekrem’den, anne ve babasından on üç hadis rivayet etmiştir. Kendisinden de oğlu Hz.Hasan (RA) ile Süveyd b. Gafele, Ebü’l-Havrâ es-Sa’dî, Şa’bî, Hübeyre b. Yerîm, Asbağ b. Nübâte ve Müseyyeb b. Necebe rivayette bulunmuşlardır.

Kaynaklar, Resûl-i Ekrem’in “cennetin efendileri” dediği ve haklarında, “Allahım, ben onları seviyorum, sen de sev” diye dua ettiği iki torununu çok sevdiğini, isteklerini tereddütsüz yerine getirdiğini, onlarla oyun oynadığını, sırtına bindirip gezdirdiğini, hatta secdede

iken sırtına bindiklerinde ininceye kadar kalkmadığını belirtir ve onlara olan düşkünlüğünü gösteren birçok rivayet naklederler. Bunlardan biri de şudur: Bir gün Hz. Peygamber minberde iken Hz.Hasan (RA) ile Hz.Hüseyin (RA)’in düşe kalka mescide girdiklerini görmüş, konuşmasını yarıda keserek aşağı inip onları bağrına basmış, “Cenâb-ı Hak, ‘Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir’ (et-Tegâbün 64/15) derken ne kadar doğru söylemiştir, onları görünce dayanamadım” dedikten sonra konuşmasına devam etmiştir (İbn Mâce, “Libâs”, 20; Tirmizî, “Menâkıb”, 30; Nesâî, “Cumca”, 30, “Ideyn”, 27;). Hz. Hasan (RA), Ehl-i beyt’e ve Âl-i abâ’ya dahil olmasının yanında kardeşi Hz.Hüseyin (RA)’le birlikte Hz. Peygamber’in neslini günümüze kadar devam ettiren iki kişiden biridir. Hz.Hasan (RA) ve Hz.Hüseyin (RA)’e duyulan sevgi ve şefkat Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra da devam etmiştir.

Meselâ Hz. Ömer, hilâfeti sırasında divan teşkilâtını kurup herkesin tahsisatını belirlerken onlara Bedir Savaşı’na katılanlara verilen miktarda tahsisat ayırmıştır (Taberî, Târîh, 1, 2413). Hz.Hasan (RA), Hz. Hüseyin (RA) ile birlikte bütün İslâm dünyasında Resûl-i Ekrem’in sevgili torunları sıfatıyla daima tebcil edilmiş, sevilmiş ve sayılmış, adları çocuklara verilen en yaygın isimler arasında yer almıştır.

Hz. Hasan (RA) bazı Sünnî âlimlerce, babasının şehid edilmesinden hilâfeti Muâviye b. Ebû Süfyân’a devretmesine kadar geçen sürede Hulefâ-yi Râşidîn’in beşincisi ve sonuncusu kabul edilir (Şevkânî,s. 606). Şiî kültüründe ise Hz.Hasan (RA), bizzat Hz. Ali (RA) tarafından tayin edilmiş ikinci imam ve on dört “ma’sûm-ı pâk”in (Çârdeh Ma’sûm-ı Pâk) dördüncüsü olarak görülür ve kendisine birçok kerâmet izâfe edilir. Ancak bazı Şiî toplulukları Muâviye ile barış yaptığı için ona karşı çıkmış ve kendisini tenkit etmişlerdir (Nevbahtî,s. 24).

Bugün İran ve İrak gibi Şiîler’in yaşadığı yerlerde, Hz. Hüseyin (RA) için muharrem ayının ilk on bir gününde yapılan tâziye törenleri kadar gösterişli olmamakla beraber, 28 Safer günü hem Hz. Peygamber’in hem de Hz. Hasan (RA)’ın vefatı münasebetiyle dinî törenler yapılmaktadır. Resûl-i Ekrem’in torunu, Hz. Ali (RA) ve Fâtıma’nın büyük oğlu ve müslüman kanının dökülmesini istemeyerek hilâfetten feragat etmiş bir kişi olarak Hz. Hasan (RA) üzerine geniş bir literatür teşekkül etmiştir.

Evlatları; “Mıtlak” (çok boşayan) lakabıyla da anılan Hz. Hasan (RA)’ın hayatında 100’e yakın evlilik yaptığı söylenir; hatta Şiî müelliflerinden İbn Şehrâşûb’a göre ayrıca 250 veya 300 câriyesi olmuştur (Menâkıbü Âli Ebî Tâlib, III, 192; Süyûtî, s. 191; İbrâhim el-Mûsevî ez-Zencânî, I, 145). Ancak onun hakkında müstakil bir araştırma yapan Bâkır Şerîf el-Kurey

şî, bu rivayetlere karşı çıkarak kendisinin sadece on üç evlilik yaptığını söylemektedir (Hayâtü’l-lmâm el-Hz.Hasan (RA) b. cAlî, II, 443-460).

Çocuklarının sayısı da ihtilâflıdır; kız erkek on iki, on beş, on altı, on dokuz, yirmi ve yirmi iki çocuğu olduğu rivayet edilir. Kaynaklarda adları verilen çocukları şunlardır: Zeyd, Hz.Hasan (RA), Kasım, Ebû Bekir, Abdullah, Amr, Abdurrahman, Hz.Hüseyin (RA), Muhammed, Ya’küb, İsmâil ve Talha. Tarihçiler, soyunun Hz.Hasan (RA) el-Müsennâ ve Zeyd adlı çocuklarıyla devam ettiğinde birleşirler. Hz. Hasan (RA)’ın soyundan gelenlere “şerif” unvanı verilmiştir. Tarihte bunlar tarafından kurulan İdrîsîler, Ressîler, Sa’dîler ve halen devam eden Filâlîler ile (Fas) Hâşimîler (Ürdün) gibi birçok hânedan vardır.

Hakkında yapılan çalışmalar; Onun hakkında İslâm tarihi kaynaklarından ve biyografik eserlerden başka müstakil çalışmaların da yapıldığı görülmektedir. Hadis külliyatından Buhârî ile Müslim’in çeşitli bölümlerinde Resûlullah’ın Hz. Hasan (RA) ve Hz. Hüseyin (RA) hakkında söylediği birçok hadis mevcuttur (Buhârî, “Fezâ’ilü aşhâbi’n-nebî”, 18, 22; Müslim, “Fezâ’ilü’ş-şahâbe”, 32, 56, 58-61, 67). Her iki eserde de Hz.Hasan (RA) ile Hz.Hüseyin (RA)’in faziletlerine dair müstakil birer bab açılmış ve Hz. Peygamber’in yalnız biri veya her ikisi için söylediği medihkâr sözler kaydedilmiştir. Tirmizî’de de “Menâkıbü’il Hz.Hasan (RA) ve’l-Hüseyn” ve “Menâkıbü Ehli beyti’n-nebî” adlarıyla bablar açılmış, buralarda diğer bölümlerin yanında yirmiden fazla hadis nakledilmiştir. Öteki hadis kaynaklarından Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce, Dârimî’nin eserlerinde ve el-Muvatta’da da çok sayıda hadis zikredilmektedir (bk. Wensinck, VIII, 60-61).

Ahmed b. Hanbel, el-Müsned’inde Hz.Hz.Hasan (RA)’dan mükerrerleriyle birlikte yetmiş dolayında rivayet nakletmiştir (meselâ bk. I, 203, 207; II, 227, 241; III, 62,64); ayrıca onun Cüz’ün fîhi müsnedüEhli’l-beyt adlı risâlesinde de (nşr. Abdullah el-Leysî el-Ensârî, Beyrut 1408/1988) on iki hadis daha bulunmaktadır.

Şia’nın temel hadis kaynaklarından olan Kütüb-i Erbaa’dan yalnız el-Kâfî’de Hz.Hasan (RA)’Ia ilgili hadisler vardır. Meclisî, sıhhat şartını dikkate almaksızın Şiî hadis kaynaklarında geçen Hz. Hasan (RA)’a dair rivayetleri müstakil bir ciltte toplamıştır (Blhârü’l-enuâr, Beyrut 1403/1983, XLIV). Ayrıca Ebü’l-Ferec el-İsfahânî’nin Mekâtilü’t-Tâlibiyyîn (bk. bibi.), Necmeddin Ebü’l-Hz.Hasan (RA) el-Alevî’nin el-Mecdî fî ensâbi’t-Tâlibiyyîn (Kum 1988, s. 36-80), Tabersî’nin İclâmü’l-verâ3 (Beyrut 1985, s. 243-252) ve İbn Ebü’I-Hadîd’in Şerhu Nehci’l-belâğa (XVI, 9-54) adlı eserlerinde Hz. Hasan (RA) hakkında önemli bilgiler verilmektedir.

Hz. Hasan (RA)’Ia ilgili çalışmaların bir kısmı, onu kardeşi Hz.Hüseyin (RA) veya Ehl-i beyt mensuplarıyla birlikte ele alır; çoğu ise doğrudan doğruya ona dair olan kitaplardır. Murtazâ el-Hüseynî el-Fîrûzâbâdî, Âl-i abâ’ya tahsis ettiği eserinde Hz. Hasan (RA)’Ia ilgili hadis kaynaklarında geçen rivayetleri derlemiştir (Fezâ’ilü’l-hams,Beyrut 1402/1982, III, 282-309). Aynı şekilde Tâhâ Hz.Hüseyin (RA), Hz. Ali (RA)ve çocuklarına ayırdığı kitabında İslâm tarihi kaynakları çerçevesinde Hz. Hasan (RA)’ın hayatını, kardeşiyle arasındaki mizaç farklılığını ve Muâviye ile yaptığı barışı tahlil eder (‘A/î ve benûh, Kahire, ts. [Dârü’l-maârif], s. 193-220).

Muhammed Rızâ da Hz. Hasan (RA)’ı kardeşiyle birlikte Resûlullah’ın iki torunu olarak ele almıştır (el-Hz.Hasan (RA) ve’l-Hüseyn sıbtâ Resûlillâh, Beyrut 1407/1987, s. 13-63). Bu türden diğer bazı eserler de şunlardır; Fazlullah Rahîmî, Gülzûr-ı Haseneyn (İstanbul 1994); Şems Osman Üsküdârî, Hz.Hasan (RA) ve Hz.Hüseyin (RA) Hakkında Üç Mersiye (Süleymaniye Ktp., Düğümlü Baba, nr. 20867); Abdülfettah Şefkat Efendi, Manzûme-i Siyer-i Nebî ve Evlâd-ı Resûl (Yapı Kredi Bankası Ktp., nr. 768).

Allaha emanet olun. Duâlarınızı eksik etmeyin. Hürmetlerimle.

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.