Hazreti Ali (RA) – 5

mehmetnurituran

 Şiîler bu eserdeki sözlerin Hz. Ali (RA)’a ait olduğunda şüphe etmedikleri halde Sünnîler

bunları haklı olarak tereddütle karşılamakta ve bu rivayetlerin çoğunun onunla bir ilgisi bulunmadığını kabul etmektedirler.

Ali b. Ebû Tâlib (RA)’a nisbet edilen ve birçok şerhleri yazılan Envârü’l-‘ukul min eş’âri vasiyyi’r-Resûl adlı divanın da onunla bir ilgisi yoktur. Dîvânü emîri’l-mu minîn Alî b. Ebî

Tâlib vb. adlarla anılan bu eser birçok defa basılmıştır (bk. Serkîs, Mu’cem, I, 1354). Aynı şekilde ona nisbet edilen el-Kasîdetü ‘z-zeynebiyye, el-Kasîdetü’z-zebûriyye, Muhammes, Cünnetü’l-esma , Münâcât gibi eserler de bulunmaktadır (bk. Sezgin, II, 279-281). Güvenilir hiç bir kaynakta Hz. Ali (RA)’ın  herhangi bir eserinden söz edilmediği gibi onun eşsiz fesahat ve belâgatı yanında bu beyitlerin ona aidiyetini kabul etmek de mümkün değildir. Ancak el-Kasîdetü’l-cülcülûtiyye  adlı Kasîdesi bir çok Ehl-i Sünnet alimi tarafındanda kabul edişmiştir. Bediüzzman hazretleride vird olarak okumuş ve talebelerine tavsiye etmiştir.

Ayrıca Hz. Ali (RA)’ın  hikmetli sözlerinden derlendiği ileri sürülen Eli kelime (Beyrut 1329), Emşâlü’1-lmâm Alî (İstanbul 1302), Ğurerü’l-hikem ve dürerü’l-kilem (Leiden 1774), Matlübü külli tâlib min kelâmi Alî b. Ebî Tâlib (Leipzig 1837) gibi kitaplar da bulunmaktadır.

 Hz. Ali (RA)’ın  hikmetli sözlerinden bazıları şunlardır: “İnsanlara anlayacakları şeyleri (veya hadisleri) söyleyiniz. Aksi halde Allah ve Resulü’nün yalanlanmasına gönlünüz razı olur mu?” “İnsanlar uykudadır; öldükleri zaman uyanacaklardır.”  “Kişi bilmediğinin düşmanıdır.”

“Her şey azaldıkça, ilim ise arttıkça kıymetlenir.” “Size en büyük âlimin kim ol duğunu haber vereyim mi? Allah’ın kullarına onun yasaklarını cazip göstermeyen, Allah’ın verdiği mühlete aldanıp da onlara ilâhî azaptan kurtulduklarını telkin etmeyen ve O’nun rahmetinden ümit kesilmesine sebep olmayan kimsedir.”

Fazileti; Aşere-i mübeşşere’den olan Hz. Ali (RA)’ın  fazilet ve menkıbelerine dair rivayetler, Ahmed b. Hanbel’in de dediği gibi, diğer sahâbîler hakkında nakledilen rivayetlerle kıyaslanamayacak kadar çoktur. Bazı ilim adamlarına göre, Hz. Ali (RA)’a muhalif olan Emevî yöneticilerden bir kısmının onun faziletleri hakkında rivayette bulunanları tehdit etmeleri, buna karşılık sahâbîlerin onunla ilgili olarak Hz. Peygamber (ASM)’dan  duydukları

her sözü, gördükleri her olayı özellikle tesbit etmeye gayret etmeleri bu rivayetlerin çoğalmasına imkân hazırlamıştır.

Diğer taraftan onu bâtıl davaları adına istismar eden fırkalar, fazileti konusundaki sahih haberlerle yetinmemişler, daha onun sağlığında, diğer halifelerden üstünlüğüne dair kendisini bile rencide eden hadisler uydurmuşlardır.

Nitekim Şiî âlimlerden İbn Ebü’l-Hadîd, fezâil ile ilgili uydurma hadislerin ilk defa Şiîler tarafından ortaya konduğunu ve Ali b. Ebû Tâlib (RA) hakkında pek çok hadis uydurulduğunu söylemektedir (Şerhu Nehci’l-belâğa, III, 26).

Gerek onun gerekse ehl-i beytinin fazileti konusunda Kûfeliler’ce 300.000’den fazla hadis uydurulduğuna dair rivayet (İbn Arrâk, 1, 407) mübalağalı olsa bile, bu konuda yine de bir fikir vermektedir. İmam Nesâ-i Hz. Ali (RA)’ın  faziletlerine dair rivayet edilebilir durumdaki hadisleri Kitâhti’l-Hasâ’is fî fazlı Alî b. Ebî Tâlib adlı eserde (Kahire 1308) toplamaya sevkeden önemli sebeplerden biri, onun hakkında pek çok hadisin uydurulmuş olmasıdır. Ahmed b. Hanbel Kitâbü Fezâ’ili’s-sahâbe adlı eserinde (Mekke 1403/1983) Hz. Ali (RA)’ın  faziletlerine dair rivayetlerden 300 kadarını toplamıştır (II, 563-728).

 Hz. Ali (RA)’ın  faziletleri hakkında Şiî görünümlü bazı guruplar (Gâliyye) taralından uydurulan hadislerin önemli bir kısmı İslâmî ölçülerle bağdaşmayacak mahiyettedir. Meselâ öldükten sonra onun dünyaya tekrar döneceğine veya öldürülmeyip hâlâ yaşadığına, onda ilâhî bir özellik bulunduğuna, bulutta gizlendiğine, gök gürültüsünün onun sesi, şimşeğin de

kamçısı olduğuna ve Hz. Peygamber (ASM)’dan  sonra onun peygamber olarak gönderileceğine dair rivayetler bu kabildendir.

Öte yandan Hz. Peygamber (ASM) ile Hz. Ali (RA)’ın aynı nurdan yaratıldıklarına, meleklerin onlar için yedi yıl istiğfar ettiğine, Hz. Ali (RA)’ın  insanların en hayırlısı olduğunu inkâr edenlerin dinden çıktığına dair rivayetlerle benzeri pek çok haberin Hz.

Peygamber (ASM) tarafından söylenmediği muhakkaktır (İbn Arrâk, i, 351-371, 392-407;

Şevkânî, s. 342-384). Kurân-ı Kerîm’deki “sebîl, sırât-ı müstakîm, vesîle, hablüllah,

el-urvetü’l-vüskâ, nur, hüdâ, hâdî, şâhid, sıddîk, fâruk, iman, islâm, rıdvan, ihsan, cennet” gibi terimlerle Hz. Ali (RA)’ın kastedildiğini, bazan Hz. Peygamber (ASM)’e isnad ettikleri uydurma hadislerle, bazan da İbn Abbas, İmam Bâkır gibi sahâbî ve âlimlere nisbet ettikleri yorumlarla ispatlamaya çalışmışlardır (İbn Şehrâşûb, III, 71-103). Hz. Ali (RA)’a bağlılıkta İslâmiyet’le bağdaştırılamayacak tarzda aşırı davranan fırkalar içinde onun Hz. Peygamber (ASM)’a denk veya ondan üstün olduğuna inananlar bulunduğu gibi, onu Hz. Peygamber (ASM)’i nebî olarak gönderen ilâh kabul edenler de vardır (E/r., I, 845-846). Bu sebeple Ali (RA) ile ilgili olarak uydurulan haberler birbirinden farklı karakterler arzetmektedir.

Hz. Ali (RA)’ın  faziletlerine dair, yukarıda zikredilenler gibi asılsız olmayan rivayetler de vardır. Bunlardan biri şöyledir: Bir gün Hz. Peygamber (ASM)’e kızartılmış bir kuş takdim edilmişti. O da Allah Teâlâ’ya, “Bunu benimle yemek üzere en sevdiğin kulunu gönder” diye dua etti. Derken Ali geldi; birlikte yediler (Mübârekfûrî,X, 223-225; diğer rivayetleri için bk.Heysemî, IX, 125-126; İbn Hacer el-Askalânî,el-MetâlibÜl-‘âliye, IV, 61-63).

 Hz. Ali ile ilgili olarak hadis âlimlerinin üzerinde en çok tartıştığı rivayetlerden biri de Hz. Peygamber (ASM)’dan sonra ilim ve hikmet kaynağının Ali (RA) olduğunu ifade eden bu haber değişik lafızlarla da rivayet edilmiştir. Hz. Ali (RA)’ın  Resûlullah’tan gayb ilmini öğrendiği, ondan mânevî ilimler tahsil ettiği, bu sebeple de ilim öğrenmek isteyenin mutlaka ondan feyiz alması gerektiği iddiası bu rivayete dayandırıldığı gibi, hilâfetin sadece Ali ve evlâdına ait bir hak ve imtiyaz olduğu görüşü de bu ilim telakkisiyle desteklenmektedir.

Ancak daha Resûl-i Ekrem’in sağlığında ve sonraki devirlerde kıraat, tefsir, hadis, fıkıh gibi dinî ilimlerin muhtelif sahâbîlerden öğrenildiği bilinmektedir. Bu sebeple ilim kapısının

sadece Hz. Ali olduğunu ileri sürmek isabetli bir görüş değildir. Onun Hz. Peygamber’den özel bir ilim ve tâlimat almadığı da yukarıda belirtildiği üzere kendi ifadesiyle sabittir.

Dolayısıyla bu hadise dayanarak mânevî ilimlerin sadece onun vasıtasıyla elde edilebileceğini

iddia etmek mümkün değildir. Tirmizî hadisin ” W” rivayetini almış (“Menâkıb”, 20), bu rivayetin garîb ve münker olduğunu ifade etmiştir. İbnü’l-Cevzî gibi âlimler hadisin mevzû olduğunu belirtirken Hâkim muhtelif rivayetlerini vererek sahih olduğunu ileri sürmüş (el-Müstedrek, III, 126-127), Zehebî ise Hâkim’in görüşüne katılmayarak mevzû olduğunda hiçbir şüphe bulunmadığını söylemiştir.

İbn Hacer-i Heytemi her iki görüşe de katılmayarak hadisin hasen olduğunu ifade etmiştir. el-Burhânü’l-celî fî tahkiki intisâbi’ş-sûfiyye ilâ Alî adlı eserinde İbn Teymiyye’ye ve diğer bazı âlimlere ağır hakaretler ederek Hz. Ali (RA)’a mânevî velâyetin verildiğini ispata çalışan Ahmed b. Muhammed b. Sıddîk el-Gumârî, söz konusu hadisin sahih olduğuna dair Fethül-melîki’l-calî bi-şıhhati hadisi bâbi medîrıeti’l- cilm cAlî adıyla bir kitap yazmıştır (Kahire 1389/1969, 117 s ). Muhaddislere rağmen bu hadisin sahih olduğunu kabul eden tasavvuf erbabı, Hz. Ali (RA)’ın  yoğun hilâfet işleri sebebiyle tasavvufun esaslarını geniş bir şekilde açıklamaya fırsat bulamamış olsa bile bu ilmin esaslarını Hz. Peygamber’den öğrendiğini, bu esasları ondan da Hasan-ı Basrî’nin elde ettiğini ileri sürerler. Hadis âlimleri bu görüşe de karşı çıkarak Hasan-ı Basrî’nin Hz. Ali (RA)’ı kısa bir süre görmekle beraber ona talebelik etmediğini belirtirler (İbn Hacer el-Askalânî, Tehzibü’t Tehzib, II, 263-267).

 

Yazının devamı haftaya çarşamba günü yayımlanacaktır.

 

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.