Ehlibeyt – 2

mehmetnurituran

Rasûlullah (ASM)’a ve Ehl-i Beyt’e salat ve selam okumak:

Gerçekten Allah ve melekleri, Peygamber’e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam teslimiyetle selam edin.” (Ahzab Suresi: 56)

Ashab: “Ya Rasûlullah, Sana nasıl salat okuyalım?” diye sordular. Rasûlullah (ASM) buyurdular ki: “Ey Allah’ım İbrahim’e salat ettiğin gibi Muhammed’e ,zevcelerine ve zürriyetine de salat kıl. (rahmet eyle) İbrahim’i mübarek kıldığın gibi Muhammed’i, zevcelerini ve zürriyetini de mübarek kıl. Muhakkak sen övülen ve yüceltilensin.”

Şura Suresi: “İşte, Allah’ın iman eden ve salih ameller işleyen kullarına müjdelediği sevab budur. (Ey Resulüm, tebliğde bulunmakta olduğun kimselere) de ki: Ben (bu tebliğime karşılık) sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse, onun sevabını fazlasıyla veririz. Muhakkak ki Allah Ğafur’dur,(çok bağışlayan) şekurdur, (şükrün karşılığını  verendir).”

bu ayet-i kerimede Allah Rasulüne şunu söylemesini emrediyor: “Size tebliğ ettiğim ‘Din’e karşılık herhangi bir ücret istemiyorum, ancak akrabalarımı sevmenizi istiyorum.”

Abdullah ibn Abbas’dan gelen bir rivayete göre; bu ayet-i kerime Medine’de nazil olmuştur.

Hz. Hüseyin (RA)’ın oğlu Ali Zeynü’l-Abidin, Şam’a esir olarak getirildiğinde  halk onu görsün diye bir merdivenin üzerine çıkartılmıştı. Şamlı bir adam ayağa kalkıp:” Fitnenin kökünü kesen ve sizi öldüren Allah’a hamd olsun” deyince, Ali ona ‘Sen Kur’an’ı okudun mu?’ diye sorar. O da ‘evet’ der. ‘Hamim Suresi’ni de okudun mu?’, ‘Ben Kur’an’ı okudum ama Hamim Suresi’ni okumadım.’ cevabı üzerine Ali der ki: “Bu din için akraba sevgisinden başka sizden hiç bir ücret istemiyorum.” ayetini okumadın mı? O da: ‘O ayettekiler sizler misiniz? der.  Ali : ‘Evet’ der.

aynı manayı Hz. Hasan’ın hutbesinde ifade ettiğini   Ebu Bişr ed-Dulabi ez-Zürriyet et-Tahire (114 numara ile) de ve el-Hakim en-Neysaburi el-Mustedrek (3/172) kitabında rivayet etmektedirler.

 abdullah ibn Abbas’dan gelen bir rivayet de şöyledir: Bu ayet-i kerime nazil olduğunda Peygambere ‘sevgileri bize vacip olan akrabaların kimlerdir?’ diye sorduklarında, buyurdular ki: ‘Bunlar Ali, Fatıma ve iki oğludur.’

Aslında akrabalarının kimler olduğu Enfal suresi 41. ayette beyan edilmiştir. Bu ayet-i kerime ile Ehl-i Beyt’e  hisse de verilmiştir.

Eğer Allah’a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir Savaşı’nda) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Resulüne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir”. (Enfal suresi: 41-9)

islam Tarihi’nden ve Hadis kitaplarından öğrendiğimize göre Peygamber Efendimiz Kureyş’e hiç bir zaman humustan hisse vermemiştir.  Şeyh Muhammed Emin eş-Şankiti Advaü’l-Beyan (2/361) adlı tefsirinde diyor ki: En kuvvetli delile göre bu ayette kast edilen akrabalar  Haşim ve Muttalib oğullarıdır. İmam Şafii, Ahmed b. Hanbel, Ebu Sevr, Mücahid b. Cebr, Katade, İbn Cüreyc ve Müslim b. Halid bu görüştedirler.

 ashabdan Zeyd b. Erkam, Ali b. Hüseyin, Ömer b. Abdü’l-Aziz, İmam Malik, Süfyan es-Sevri, Mücahid ve Evzai’ye göre ise bu ayette kast edilen yalnızca Haşimoğulları’dır.

“İsa (a.s.) Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuna dair sana ilim geldikten sonra onun hakkında seninle münakaşaya kalkışanlara de ki: ” Geliniz, sizler ve bizler dahil olmak üzere, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, çağıralım sonra da  hepimiz dua edelim ve Allah’ın lanetini yalancıların üzerine okuyalım.” (Al-i İmran suresi: 61)

büyük müfessir İbn Cerir et-Taberi tefsirinde (3/300-301) Necran Hıristiyanları ile Hz. Peygamber arasında cereyan eden olayı isnad ile rivayet etmektedir. Peygamber Efendimiz Necran Hiristiyanlarını İslam’a davet eden bir mektup gönderdi. Onlar da din adamlarından oluşan bir heyetle Medine’ye geldiler, ve Peygamber Efendimizle münakaşaya tutuştular. Bunun üzerine karşılıklı beddua etmeyi emreden ayet-i kerime nazil oldu. Peygamber Efendimiz Hz. Fatıma (RA), Hz Ali (RA), Hz. Hasan (RA) ve Hz. Hüseyin (RA)’ı alarak beddua için dışarı çıktı. Hıristiyan alimleri: Bu gerçekten peygamber ise bedduası kabul olunur ve biz helak oluruz diyerek korktular ve Peygamber Efendimizin önerilerini kabul ettiler.

Bu ayet-i kerimede konumuzu ilgilendiren husus şudur: Ayette “Geliniz, sizler ve bizler dahil olmak üzere, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı” emri ilahisi üzerine Efendimizin Ehl-i Beyti’ni alıp çıkmasıdır. Kimlerin Ehl-i Beyt oldukları hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde bu ayetle açıkça belirtilmiştir.

 imam Müslim (4425 numara ) ve  İmam Tirmizi'(3818 – 3720 numara )’nin  Zeyd b. Erkam ve Cabir b. Abdullah’dan rivayet ettikleri hadis-i şerifte Rasûlullah Mekke ve Medine arasındaki Humm denilen suyun başında bize hitab ederek şöyle buyurdu: “Size iki ağırlık terk ediyorum, onlara yapıştığınız takdirde dalalete (sapıklığa) düşmezsiniz. Birisi Allah’ın kitabı, diğeri de Ehl-i Beytim’dir”.

bu hadis-i şerifi rivayet eden sahabiler şunlardır: Zeyd b. Erkam , Cabir b. Abdillah, Huzeyfe’t ubnu Useyd, Huzeyme’t ubnu Sabit, Zeyd b. Sabit, Sehl b. Sa’d, Dumayra, A’mir b. Leyla, Abdurrahman b. Avf, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Adiyy b. Hatim, Ukba b. A’mir, Ali b. Ebi Talib, Ebu Zerr  el-Ğifari, Ebu Rafi’, Ebu Şureyh el-Huzai , Ebu Kudame el-Ensari, Ebu Hureyre, Ebu Said el-Hudri, Ebü’l-Heysem b. Et-Teyhan , Ebu’t-Tufeyl A’mir b. Vasilah , Ümmü Seleme , Ümmü Hani. (RA)’.

Rivayetlerden anlaşılmaktadır ki, Hz. Peygamber (ASM) bu hakikati defalarca bir çok yerde ashabına tebliğ etmişlerdir. Veda Haccı’nda, Mekke ile Medine arasında Humm denilen suyun başında.

ehl-i Beyt’e yapışmanın, onlara tutunmanın manası gayet açıktır. O asrın Müslümanları, Hz. Ebu Bekir (RA), Hz. Ömer (RA) ve Hz. Osman (RA)’ın hilafetinin ilk altı senesinde olduğu gibi Hz. Ali (RA)’ın etrafında toplanıp, ona itaat etselerdi, ümmet ayrılığa düşmez ve dalalete gitmezdi. Ama Rasûl-i Ekrem (ASM) ‘ı dinlemedikleri için ayrılığa, tefrikaya ve dalalete düştüler. Tabii şu hususu da belirtmek gerekir: Hiç kimsenin takdir-i ilahi’ye itiraz etmeye hakkı yoktur. Allah’ın takdirini teslimiyetle kabul etmek gerekir. Şunu da ifade edelim ki; Ehl-i Beyt’in başına gelenler muhakkak ki ahiretleri için hayırlı olmuştur. Cennette mükafatlarını alacaklardır.

Bediüzzaman Said-i Nursi’ye göre İmam Ali’nin hilafetinin gecikmesindeki hikmet-i ilahi şudur; O zaman zuhur eden, ihtilaf, tefrika ve fitnenin altından ancak her yönü ile dahi olan Hz. Ali (RA)’dan başkası kalkamazdı. Tabii o fitneyi ve tefrikayı göğüslemek onun ve evladının hayatına mal olmuştur. Başka birisi olsaydı muhtemelen İslam tamamen yok olabilirdi.

Ehl-i Beyt’i Sevmenin Gereğini Bildiren Hadis-i Şerifler:

İmam Tirmizi es-Sünen (3722 numara ) kitabında Abdullah b. Abbas’dan rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah size nimetler verdiği için Allah’ı sevin. Allah’ı sevdiğiniz için de beni sevin. Beni sevdiğiniz için de Ehl-i Beytimi sevin.”

İmam Beyhaki’nin Şu’ab el-İman kitabında(2/189-1505 numara) rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ” Bir kimse beni kendi nefsinden, akrabalarımı ve ehlimi de kendi akrabalarından fazla sevmedikçe imanı kemale ermez”.

El-Hakim en-Neysaburi el-Müstedrek (3/163 – 4720 numara) kitabında Ebu Zerr  el-Ğifari(RA)’dan rivayet ettiği hadis-i şerifte, Ebu Zerr diyor ki: “Beni tanıyanlar, zaten beni tanıyor, tanımayanlara diyorum ki: Ben Ebu Zerr’im, Peygamberin şöyle söylediğini işittim: ‘Şunu bilin ki ! Ehli Beytim’in misali Nuh’un gemisi gibidir. Kim ona binse kurtulur. Her kim dışında kalırsa boğulur.’ (Yani onlarla beraber olanlar kurtulur, onlarla beraber olamayanlar ise helaka gider.)

İmam Buhari Sahihi’nde(3712,4036,4241 numara) Hz. Ebu Bekir’den şunu rivayet ediyor: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki benim için Peygamber’in akrabalarına iyilik etmek, kendi akrabalarıma iyilik etmekten daha sevimlidir.”

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.