Bizimkiler; “Üzmeyin Tatlı Canınızı, Hallederiz” Kafasında

 

Daha Çernobil faciasının etkilerini üzerimizden atamamışken, hele ki Karadeniz Bölgesi Çernobil faciasının etkisi altında çektiği kanser çilesine sayısız kurban vermişken, burnumuzun dibinde çok daha büyük bir tehlike patlamaya hazır bir bomba gibi tehlike saçmaya devam ediyor.

Bir kaza sonucu patlayan Çernobil Nükleer Santrali sebebiyle bugün ülkemizde, özellikle de Karadeniz Bölgesi’nde kanser vakalarında ciddi bir artış var. Şimdi Çernobil’den çok daha büyük bir tehlike yanı başımızdadır ve maalesef Türkiye kamuoyu bu tehlikeden habersizdir.

Iğdır’dan sadece 16 km uzaklıkta ve Çernobil santralinden daha eski bir santral. Avrupa Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun bir an önce kapatılması yönündeki bütün ısrarlarına rağmen çalıştırılmaya devam edilmektedir. Dünyanın en eski ve en tehlikeli teknolojisiyle inşa edilen, hiçbir güvenlik tedbirine sahip olmayan Metsamor Nükleer Santrali, teknik ömrünü tamamlamıştır ve bir an önce kapatılmalıdır. Ancak yanı başımızdaki bu saatli bombayı çalışmaya devam etmektedir. Uluslararası standartlara göre 5 ve üzeri şiddetteki depremlerin olabildiği bölgelerde nükleer santral yapılmasına izin verilmemektedir. Oysa hiçbir önlem alınmadan 9 şiddetindeki depremlerin yaşanabileceği bir bölgede nükleer santral yapılmıştır. Bu santral dünyanın bütün ilgili kuruluşlarının yetkilileri ve Ermenistan’da görev yapan diplomatların ifadesiyle dünyanın en tehlikeli ve hemen kapatılması gereken nükleer santralidir.

Bugün Iğdır ve çevresinde radyasyon sızıntısından kaynaklanan felaketler yaşanmaktadır. Farkında mısınız bilmem ama kanser vakaları artmıştır. Çocuk ölümlerinde ciddi bir artış var. Hayvanlarda doğum yüzde yirmiye düşmüştür. Doğanlarda sakatlık oranı artmış, üç-beş bacaklı hayvanlar doğmaya, ağaçlar kurumaya başlamıştır. Lakin esas, bir atık meselesi var ki evlere şenlik. Çünkü Almanya 50 yıldır bu soruna çözüm ararken Ermenistan santralde kullanılan suyu hiçbir işlem yapmadan doğrudan Aras’a akıtmaktadır. Sınır bölgelerinde bitki örtüsünde meydana gelen kurumaların, hayvanlarda artan sakat doğumların, insanlarda kanser, sakat doğum ve ölü doğum ile çocuk ölümlerinde meydana gelen artışların Metsamor sebebiyle ortaya çıktığı apaçık ortadadır. Iğdır’da insanlar mutsuz, geleceklerinden endişelidir. Yukarıda bahsi geçen hastalıklara bundan sonra santrale en yakın yerleşim birimi olan Iğdır'da sıkça rastlanılacağı, bu hastalıkların artış oranlarının giderek artan tempoda olacağı beklenen bir gelişmedir. Radyasyona maruz kalanların gizli hastalık evreleri geçirdikleri ve bunun sonuçlarının yaklaşık 5-30 yıl sonra ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Nitekim, Çernobil faciasının Doğu Karadeniz halkı üzerindeki etkileri ancak 18 yıl sonra görülmeye başlamıştır. 1995’te yeniden açıldıktan itibaren 9 yıldır faaliyet gösteren Metsamor Santrali’nin etkileri ortaya çıkmaktadır. Iğdır’daki son durum ciddi bir değerlendirmeden yoksundur. Yetkililer bu durumu araştırmalı, sonuçlarını dünya kamuoyuna duyurmalıdırlar.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.