Birinci Dünya Savaşı ve Bediüzzaman Said Nursi – 2

mehmetnurituran

Geçen hafta Bediüzzaman Hazretleri’nin 1. Dünya Savaşı sırasındaki savaş yıllarını ve savaştaki esaret dönemini sizlere aktarmaya çalışmıştım. Bu haftaki yazımda da Bediüzzaman Hazretleri’nin savaş yıllarında yaşadıklarını aktarmaya devam edeceğim.

Esarette iken yaşadığı bir macera

Bediüzzaman Rusya’da esarette iken, kampı teftişe gelen bölge başkumandanı önünde ayağa kalkmaması hadisesini ilk defa Abdurrahim Zapsu’nun l948 yılında Ehl-i Sünnet adındaki mecmuasında anlatması ile duyulmuştur. O yıllarda Hazar Denizinde, Nargin Adası’nda esir olan Abdurrahim Zapsu, hadiseyi bir subaydan dinlemiştir. Başta Alişan Ağa olmak üzere olayın birçok tanığı da var.

Hadise şöyledir.

“Bir gün bir komutan geldi. Ama biz kim olduğunu bilmiyoruz. “Dikkat!” diye bir komut verildi; Herkes, hepimiz ayağa kalktık. Bir tek kişi hariç… Bediüzzaman… Sonradan kim olduğunu öğrendiğimiz Rus Başkumandan Nikola bunu gördü. Hemen bir tercüman çağırtıp, ‘niçin ayağa kalkmadığını’ sordu. Bediüzzaman, “Tazim Allah’a olur” diye cevap verince; Nikola, kurşuna dizilmesini emretti. O’na ölüm emri verdiği zaman biz çok korktuk. Ölüm mangası da hemen hazırlandı. Bu sırada bir Osmanlı Yüzbaşısı amacının saygısızlık olmadığını sadece inancı gereği böyle davrandığını anlatmaya çalışıyordu. Sonra namaz için izin istedi Bediüzzaman. Namazını kıldı ve hemen çabuk çabuk geldi. Komutan: “İdam olunacağı zaman ağırdan alınır, sen çabuk geliyorsun?” diye sordu tercümanla. Bediüzzaman umursamaz bir tavırla: “Rabbime kavuşmak için çabuk geliyorum” dedi Bu ihlas, komutanı çok etkiledi ve insafa getirdi… İdamı kaldırdı ve özür diledi. (Bu hadise ile ilgili resim aşağıdadır.)

Olayın Müslümanlar arasında duyulması üzerine Müslüman Tatar’lar ilminden istifade edebilmek ve sahip çıkabilmek için kamp komutan’ından  rica ederek ve kefil olarak Üsdat hazretlerini köydeki Camii’lerinde misafir ederler. Camii’de kalması o dönem Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafında esirlerin durumunu öğrenmek üzere görevlendirilen Akçuralı Yusuf efendinin rapurunda şöyle yer alır. “Bazıları masrafı deruhte ederek şehirde istedikleri evlerde kira ile oda tutmuşlar. Bir kaçı şehirden iki üç kilometre bud mesafede bulunan bir Tatar köyüne gidip Tatar’lara misafir olmuşlar. Kürt ulemasından ve milis zabitandan bir zatta (Bediüzzaman) Camii’de ikamet ediyordu”.

Üç yıla yakın esaret hayatı süren Bediüzzaman Hazretleri 1918 yılında firar ederek St. Petersburg, Varşova, Viyana ve Sofya üzerinden İstanbul’a gelir. Erkanı Harp Reisi ve Nazırı Enver Paşa tarafından kendisine harp madalyası verilir. Ayrıca İşaratü’l-İ’caz adlı eserinin basımı için sponsorluk yapar ve Dâr-ül Hikmet-il İslamiye  azalığına tayinini temin eder. 25 Haziran 1918 tarihli Tanin Gazetesi bunu haber yapar.

Bediüzzaman Hazretleri’nin nasıl firar ettiği hakkında hiçbir bilgi ve belge mevcut değildir. Çünkü Üstad Hazretleri hiç hatıra anlatmazmış. Taa ki kişisel meziyetleri asıl önem verdiği Risal-i Nur davasının önüne geçmesin.

‘Cahil cesur olur’ darbı meseli ile bu meseleyi yazmaya gayret ettim. Hata varsa afv ile muamele rica ediyorum.

Selam ve Dûa ile.

11

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.