Bedirxan Bey’in İkinci Nasturi Harekâtı (1846)

mehmetnurituran

Bedirxan Bey ile Nasturiler arasındaki gerginlik, onun 1843 yılında gerçekleştirdiği Nasturi harekâtı sonrasında da devam etmiştir.  İki taraf arasında var olan gerginlik, Erzurum Eyaleti sınırları içerisinde yer alan Hakkâri sancağına bağlı Nasturi halkından Tuhuba ve Tiyari aşireti mensuplarının, 1845 yılında Musul Eyaleti sınırları içerisinde bulunan Pervari-i Bâlâ aşiretinden 8-10 kişiyi öldürmesiyle yeniden tırmanmıştır. Tuhuba aşireti bu defa Hakkâri sınırları içerisindeki Müslüman ahaliyi hedef seçerek buradaki Müslüman halka da saldırılar düzenlemiştir. Bunun üzerine hem Nurullah Bey, hem de Bedirxan Bey tarafından bu tür saldırılardan vazgeçmeleri ve Müslüman halktan zorla gasp edilen malların geri verilmesi için mektup yazılmışsa da cevap alınamamıştır. Nurullah Bey, tek başına Tuhuba aşireti ile mücadele edecek güçte olmadığı için müttefiki olan Bedirxan Bey’den yardım istemiştir.

Bedirxan Bey, 1846 Eylülünde 10 binden fazla silahlı adamıyla harekete geçti. Tiyari Dağlarından geçerek yaptığı seferde önüne gelen aşireti haraca bağlayarak 1846 Ekiminde Tuhuba’ya girdi. Meliklerin öncülüğünde savaşan Tuhuba halkı bir süre direniş gösterdi ama onun kuvvetlerinin sayıca üstünlüğü karşısında sonunda yenik düştü. Kimse ayırt edilmeksizin büyük bir katliam yapıldı. Patrik Marşemun, Urumiye’ye kaçarak güçlükle kurtulabildi. Bedirxan Bey geri çekildikten sonra, Tuhuba halkından sağ kalan köylüler, yerleşim yerlerine geri döndüler. Ama bu defa da onların, seferden önce gizlenmiş para ve altınların yerini bildiklerini düşünen Nurullah Bey’in saldırısına uğradılar. Saldırıdan kurtulanlar İran’a kaçtılar. Bedirxan Bey’in Nasturilere karşı gerçekleştirdiği harekâtın sonrasında Tuhuba, Çal, Sıvancı ve Çopi kazaları birer savaş meydanı hâline geldi. Sonuçları bakımından 1846 harekâtının kayıpları, 1843 yılındakileri geçmiştir. Nasturi halkının kadın erkek ve çocuklardan oluşan toplam kaybı 20.000’dir.

Bedirxan Bey’in ikinci Nasturi harekâtı, Avrupa’da da sert tepkilerle karşılanmıştır. Özellikle İngiltere ve Fransa, Bâbıâli’yi protesto ederek sorumluların derhal cezalandırılmasını istediler. Batılıların bu olaya karşı bu denli büyük tepki göstermelerinin sebebi, Nasturi toplumuna yönelik insanî duyguları ve dindaşlıklarından ziyade, bölgeye yönelik politik ve ekonomik çıkarlarıyla ilgiliydi. Bu sayede hem Osmanlı Devleti üzerindeki nüfuzlarını güçlendirmiş, hem de Nasturilerle olan ilişkilerini geliştirmişlerdir. Avrupa devletleri, mevcut durumdan istifade ederek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışıyor; Doğu Anadolu bölgesine müdahale etmek için fırsat buluyorlardı. Aynı zamanda bölgede güçlü bir idareci olan Bedirxan Bey’den kurtulmak için de uğraşıyorlardı. Çünkü aynı tarihlerde (1846) Bedirxan ile misyonerler arasında Doğu Anadolu’da bir güç mücadelesi başlamıştı. Nasturiler, ikinci saldırıdan sonra Musul’daki İngiltere konsolosu Rassam’a resmen başvurdular. Ayrıca, Nasturilerce bir azize değeri taşıyan Kraliçe Victoria devreye girerek İstanbul’daki İngiliz elçisi vasıtasıyla, Padişah Abdülmecit’ten Bedirxan Bey’in cezalandırılması için harekete geçmesini istedi. Bedirxan Bey’in 1846 Nasturi harekâtına karşı İstanbul’daki Fransız elçisi de çok sert bir tepki göstermiştir. Dönemin Hariciye Nazırı Ali Paşa’ya gönderilmek üzere elçilik baş tercümanı Mösyö Loksrai tarafından kaleme alınan 3 Kasım 1846 tarihli mektupta, Bâbıâli’den, Bedirxan Bey’in vücudunun ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. Fransız elçisinin Hariciye Nazırı Ali Paşa’ya gönderdiği mektup, siyasî nezaket ve adabın dışında çok serttir ve bir emir niteliği taşımaktadır. Hükûmet de, Bedirxan Bey’e karşı askerî bir harekât için hazırlıklara başlamıştır. 

BEDİRHAN BEY’İN BAZI KÜRT BEYLERİYLE İTTİFAKI VE İSYANI (1846)

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da coğrafî özelliklerin ve sosyal yapının etkisiyle derebeylik yapısı hâkimdi35. Tanzimat Fermanı’nın getirdiği yeni idarî düzenleme ile birlikte beylik ve derebeylik sistemi artık sona eriyordu. Tanzimat’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde de uygulanması ile birlikte gelenekleşmiş yapılarını koruyan Kürt beyleri ile hükûmet karşı karşıya gelmiştir. Bunun en önemli örneği, Cizre Mütesellimi Bedirxan Bey olmuştur. Yeni idarî taksimat sonucu Cizre’nin Musul’a bağlanmasıyla başlayan bu süreç, onu, isyan hâlinde bulunan Han Mahmud’a yaklaştırmıştır. Bu arada Tanzimat sonrası Kürdistan’da yaşayan gayrimüslimlerin Batılı misyonerlerin telkinleri ve yönlendirmeleri ile harekete geçmeleri ve buna tepki olarak Bedirxan Bey’in bölgedeki faaliyetleri, kendisini, Avrupalı devletlerin ve Osmanlı yönetiminin hedefi hâline getirmiştir. Tanzimatla beraber Kürdistan’da oturtulmaya çalışılan yeni idarî düzenlemelerden dolayı hükûmetten yana beklentilerini yitiren Bedirxan Bey, başta Han Mahmut olmak üzere diğer Kürt beyleri ile ittifaka girişerek güç kazanma yoluna girmiştir. Bu yüzden, onun isyanını, Tanzimat’ın Kürdistan’daki sonuçlarına karşı bir tepki olarak değerlendirmek mümkündür. Bedirxan Bey ile diğer Kürt beyleriyle Van’da başlattıkları isyanla ilgili olarak Erzurum Müşiri Esad Paşa, Sadaret’e gönderdiği 25 Safer 1263 (22 Şubat 1846) tarihli yazıda, Van merkez ve kazalarında meydana gelen isyan ve karışıklığın ortadan kaldırılması için halka defalarca nasihat ve telkinde bulunduğunu belirtmiştir. Fakat buna rağmen, Van merkez halkından Mustafa Bey, Han Mahmut, Nurullah Bey ve Bedirxan Bey’in İrade-i Seniyye’ye muhalefet ederek devlete isyan ettiklerini bildirmiştir. Erzurum, Diyarbakır, Musul eyalet valilerinin gönderdiği raporlar ile Anadolu Ordusu Komutanı Ferik İsmail Paşa’nın gönderdiği raporlar doğrultusunda isyancı Bedirxan Bey ile Kürt beylerinin tutumları, Meclis-i Hâss-ı Vükelâ ve Meclis-i Valâ’da görüşülmüş, Bedirxan Bey’le ilgili olarak, 1846 yılı için harekât yapılması uygun görülmemiş; fakat şimdilik, onun temin edilmesi sağlanarak kendisine bir memur gönderilmesi kararlaştırılmıştır.

Selam ve duâ ile Allaha emanet olun.

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.