Bâbıâli’nin Bedirhan Bey Harekâtı Öncesinde Aldığı Bazı Tedbirler

mehmetnurituran

Müşir Osman Paşa’nın Anadolu Ordusu’nun Başına Getirilmesi Bedirxan Bey’in 1845 Van isyanı sırasında bölgedeki bir kısım Kürt beyleriyle ittifaklar kurarak devlete isyan etmesi, 1846 Nasturi harekâtı sonrasında Batılı devletlerin olaya müdahale ederek onun cezalandırılması konusunda artan baskıları ile hükûmetin kendisi hakkındaki ikna ve iyi niyet çabalarının sonuçsuz kalması üzerine Bâbıâli, Bedirxan Bey’i ortadan kaldırmaya karar verdi. Aslında, 1845 yılından itibaren Bedirxan’a karşı bir askerî harekât yapılması hükûmetin gündeminde yer almış olup konu ile ilgili bazı ön hazırlıklar da yapılmıştır. Musul Valisi Esad Paşa, 19 Zilkade 1261 (9 Kasım 1846) tarihli yazısında, Bedirxan Bey’in, bulunduğu yerden bir an evvel çıkarılması için gerekli tedbirlerin alınmasını Sadaret’ten istemiştir. Esad Paşa ile Anadolu Ordusu’nun eski komutanlarından Ferik İsmail Paşa arasında yapılan görüşmelerde de Bedirxan Bey gailesini ortadan kaldırmak üzere Müşir Osman Paşa, bu göreve uygun görülmüş ve bu teklif hükûmet tarafından da kabul edilerekOsman Paşa, Anadolu Ordusu Komutanlığı’na atanmıştır.

Bedirxan Bey üzerine gerçekleştirilecek askerî harekât öncesinde bölgede bir kısım hazırlıklara girişilmiştir. Askerî erkân ve bölge eyalet valilerinin raporları doğrultusunda harekât için öncelikli unsurlar belirlenmiştir. Bedirxan Bey, üzerine yapılacak askerî harekâtın zamanı olarak Nisan ayı belirlenmiştir. Anadolu Ordusu Komutanı Müşir Osman Paşa, bir yandan Bedirxan Bey üzerine yapılacak askerî harekât için son hazırlıkları yaparken diğer taraftan da onunla Kürt beyleri arasında var olan ittifakı bölme amacıyla çalışmalar yapmıştır. Bu yolda kullanılan yaygın metot, onunla ittifak hâlinde olan veya ona yakın olan Kürt ağa ve beylerine birtakım unvanlar ve hediyeler vererek onları devletin yanına çekip kendisini yalnızlaştırmaktır. Bu amaçla irtibata geçilen Muşlu Şerif Bey, Han Abdal, Hakkâri Beyi Nurullah Bey ve İzzeddin Şir Bey gibi bir çok Kürt beyinin Bedirxan Bey ittifakından ayrılarak devletin yanında yer almaları sağlanmıştır

Bâbıâli’nin Bedirxan Bey Harekâtı Öncesinde Aldığı Siyasî Tedbirler Bâbıâli, bir yandan askerî harekât için gerekli hazırlıkları yaparken diğer taraftan da sorunun barışçı yollarla çözülmesi için Bedirxan Bey ve diğer Kürt beyleri nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Bu amaçla Diyarbakır Valisi Hayreddin Paşa, Cizre’de bulunan Nakşibendî Şeyhlerinden Şeyh Yusuf, Şeyh İbrahim ve Şeyh Azrail Efendiler’e gönderdiği 9 Cemazeyilevvel 1263 (25 Nisan 1847) tarihli mektupta, kendisinin de Tarikat-ı Halidiye-i Nakşibendî’nin müritlerinden olduğunu ve şeyhi Tosyalı Halit-i Nakşibendî Hazretlerinden icazet aldığını belirtmiş ve icazetin bir suretini de kendilerine göndererek tarikat kardeşliği gereğince Bedirxan Bey’e nasihat etmelerini onlardan istemiştir. Hayreddin Paşa, konu ile ilgili olarak Dersaadet’e yazdığı 03.05.1847 tarihli mektupta, söz konusu şeyhlerden cevap yazısının alındığını ve kendisinden Nakşî Halidiye Tarikatı’nın desteğini çekmesi üzerine Bedirxan Bey’in çaresiz kaldığını ve yakında bir kaleye çekilip sığınacağı haberinin alındığını ifade etmiştir. Bâbıâli, Bedirxan Bey’i ikna etmek için her türlü yola başvurmuştur. Bu defa İstanbul’dan Nazım Efendi isminde devlet erkânından bir zat Bedirxan Bey’e teminat vermek, onun fikir ve maksadını anlamak üzere hükûmet tarafından görevlendirildi. Bunun üzerine Nazım Efendi ile Bedirxan Bey arasında Cizre’de yapılan uzun görüşmeler sonunda bazı konularda anlaşmaya varmışlardır. Bedirxan Bey, Nazım Efendi ile yapılan görüşme ile ilgili olarak 5 Safer 1263 (22 Ocak 1847) tarihinde padişaha bağlılığını bildiren bir mektup yazmıştır. Bu mektupta, üzerinde anlaşmaya vardıkları maddelere uygun hareket edeceğini, aksinin gerçekleşmesi hâlinde her türlü cezaya rıza göstereceğini belirtmiştir.

Geçmişte yaşanan hatalarla ilgili olarak padişahtan af dileyen Bedirxan Bey, bin canım olsa padişahımın uğruna feda etmeye hazırım diyerek bu konudaki samimiyetini göstermeye çalışmıştır. Bedirxan Bey, gönderdiği bu mektupla padişaha bağlılığını ve teslimiyetini arz etmektedir. Fakat başta Padişah Abdülmecit (1839-1861) olmak üzere, birçok devlet erkânı onun her hâl ve hareketine kuşkuyla bakmaktadır54. Padişah ve hükûmet bu endişelerinde haklıdır. Çünkü Bedirxan Bey, gizliden gizliye kendi bölgesinde hükümranlık alâmeti olarak adına hutbe okutmaya başlamıştır. Nazım Efendi’nin sunduğu rapor doğrultusunda konu, Meclis-i Has’ta görüşülmüştür. Bedirxan Bey, kendince verdiği tüm tavizlere rağmen güvenilmez bulunmuş; itaatin şartlara bağlanmayacağı ve kendisinin hiçbir şekilde Cizre’de kalmaması gerektiği kararına varılmıştır. Onun devlete itaate dair tavırları ile Nazım Efendi’yi yanılttığını, devletin askerî harekât için hazırlıklara başlaması üzerine mecburen itaat görüntüsü verdiği belirtilmiştir. Bedirxan Bey’in zaman kazanma niyetinde olduğu düşünülmüş;  canından ve malından emin olarak gelip itaat etmesi, aksi takdirde bölgedeki varlığına son verilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun için de askerî harekâtın hemen başlaması istenmiştir. Buna göre Bedirxan Bey’e can ve mal güvencesi verilerek itaat için kendisine son bir defa daha mektup gönderilmesine karar verilmiştir. Eğer mektup kendisine ulaştığında bir hafta içerisinde itaat etmediği takdirde askerî harekât başlatılacaktır.

BEDİRHAN BEY’İN BAZI DEVLETLERLE SİYASÎ İŞBİRLİĞİ ARAYIŞLARI

Bedirxan Bey, hükûmete karşı yeniden bir takım olumsuz hareketler içerisine girmiştir. Hükûmetin kendisine karşı bir askerî harekât düzenleyeceği haberini almış ve bundan dolayı endişe içerisinde nihayet yabancılara da başvurmuştur. Bu başvuru, kendisi için iyi olmamış ve hükûmetin kendisine karşı var olan kuşkularını daha da artırmıştır. Bedirxan’ın, Nazım Efendi ile hükûmete itaat etme konusunda anlaşma yapmalarından kısa bir süre sonra İngiltere’nin Musul konsolosuna yakın adamı Şeyh Yusuf’u göndermiş ve aşağıda belirlenen şartlar dâhilinde hükûmete itaat edeceğini bildirmiştir:

  1. A) İngiltere’nin Musul konsolosu, onun emniyet ve güven içerisinde gidip gelmesine kefil olursa Bedirxan Bey İstanbul’a gidecektir. B) Hakkâri ve bazı kazalarına hiçbir şekilde müdahale etmeyecek, Tiyar ve Tuhuba aşiretlerinebir daha karışmayacaktır. C) Yanında bulunan Nasturi esirleri derhal serbest bırakacaktır. D) Kendi adına hutbe okutmayacak ve bundan sonra hutbeleri padişah adına okutacaktır. Ayrıca imamlık hukukundan da vazgeçecektir. E) Zeynel Bey’i Musul’a gönderecektir. F) Kendisinin idare edeceği kaza için hükûmetçe uygun görülen miktarda akçeyi her sene ödemeye hazırdır. G) Marşemun’u Nasturi halkının patriği olarak tanıyacak ve kendisi hiçbir şekilde onların iç işlerine karışmayacaktır. H) Müslüman ve Hristiyanları bir tutup haklarında eşit muamele uygulayacaktır. I) Bundan sonra halkı yurtlarından sürgün ve idamla cezalandırmaktan vazgeçecektir. İ) Daha önce yaptığı gibi Musul’a maiyetinde çok sayıda silahlı adam ile gitmemeyi taahhüt eder. K) Devlet-i Âliyye tarafından kendisine her ne teklif yapılırsa kabul edecektir.

Bedirxan Bey’in taahhüt senedi, Meclis-i Has’ın da gündemine gelmiştir. Onun Musul konsolosuna verdiği taahhüt senedi içerisinde yer alan “Bedirxan Bey bundan böyle adına hutbe okutmayacak ve imamet hizmetinden vazgeçecek.” maddesi ile görünüşte devlete itaati arz ederken aslında büyük bir ihanetin belgesi olarak yorumlanmıştır. Bedirxan Bey, Anadolu Ordusu Müşiri Esad Paşa’nın kendisine yönelik askerî harekât için hazırlıklara başlaması üzerine muhtemel karşılaşabileceği birtakım olumsuzluklara karşı alternatif çözüm arayışlarına girişmiştir. Bedirxan Bey, muhtemel bir yenilgi hâlinde  alternatif olarak İran’a sığınmayı planlamakta idi. Bu amaçla güvenilir adamlarından Şeyh Abdülhaluk’u kendisinin mühürlemiş olduğu iki parça kâğıtla Urumiye Hâkimi Yahya Han’ın yanına gönderdi. Şeyh Abdülhaluk’un buradaki görevi, Bedirxan’ın gerektiği takdirde İran’a ilticası için gerekli olan altyapıyı hazırlamaktı. İran hükümeti, Osmanlı Devleti ile İran arasında 1847 yılı başlarında Erzurum’da yapılan sınır antlaşmasının 4. maddesi ile iki taraf arasında firar edenlerin yerlerine iadesi hükmü gereğince, Bedirxan Bey’in bu isteğine olumlu cevap vermemiş ve İran’dan da umduğunu bulamamıştır.

Selam ve duâ ile Allaha emanet olun.

 

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.