Alkol İmâl Etmenin, Satmanın ve İçmenin Haramiyeti…

mehmetnurituran

Memleketimizde birçok insan mübarek Ramazan Ayı’nın bitmesiyle beraber sanki Allahın yasakları kalkmış gibi hiç vakit kaybetmeden içki sofralarına dönüyorlar ve maalesef çevrede de bu sanki normal bir davranışmış gibi karşılanıyor. Halbuki Allah’ın emirleri ezelden gelir ebede gider ve her insan buluğ çağından hayatı son buluncaya kadar bu emirlere uymakla mükelleftir.

Alkolün insan sağlığına ve toplumsal yaşama verdiği zararları, doktorlar ve sosyal bilimciler her gün kitle iletişim araçlarıyla ve yüz yüze yapılan görüşmelerde izah ediyorlar. Ayrıca her insan bunu ya bizzat bilir veya çevresinde şahit olmuştur. Onun için işin o tarafına girmeden ve lafı fazla uzatmadan sözün en etkili ve güzel olanına yani Kelam-ı İlahi ve Hadîs’i Nebevîye’ye bırakıyorum ve tesirini Allahtan niyaz ediyorum.

Alkolün Yasaklanış Serüveni:

İçki Mâide Sûresi’nin 90. âyeti ile mutlak anlamda haram kılınmadan önce, hakkında iki hüküm daha inmişti (2/Bakara Sûresi, 219, 4/Nisâ Sûresi, 43). Son hüküm gelmeden önce Hz. Peygamber (A.S.M) kendileri mutlak yasağa hazırlamaları için halkı toplamış ve onları uyararak şöyle demişti:

“Allah insanların içki içmelerinden asla hoşlanmaz. Mutlak yasak yakında gelse gerektir. Bu yüzden ellerinde içki bulunanlar en iyisi mi onu satsınlar.” Bundan bir süre sonra, Mâide Sûresi 90. âyet inince;şu anda ellerinde içki bulunanlar artık onu ne içebilir, ne de satabilir; bu yüzden onu yok etsinler.” diye ilânda bulundu. Bunun üzerine dökülen içkiler Medine sokaklarında aktı. Bununla birlikte bazıları “Onu Yahudilere hediye edemez miyiz?” diye Hz. Peygamber’e (A.S.M) sordular. Cevap şöyleydi “Onu haram eden, hediye olarak verilmesini de yasaklamıştır.” Bazıları;onu sirke yapamaz mıyız?” diye sordular. Cevap: “Hayır, dökmelisiniz” şeklinde oldu. Bir başkası tekrar tekrar sordu: “İçkiyi ilaç olarak da kullanamaz mıyız?” Hz. Peygamber (s.a) üstüne basa basa bunu da reddetti ve şöyle buyurdu: “Hayır, o bir ilaç değil, bir hastalıktır.” Yine, bir başkası daha sordu: “Efendim, biz çok soğuk bir yerde yaşıyoruz ve işimiz de yorucudur. Bu bakımdan, yorgunluğumuzu gidermek ve ısınmak için içki içiyoruz.” Hz. Peygamber (A.S.M) şöyle dedi: “İçtiğiniz sarhoşluk veriyor mu?” “Evet” dedi adam. Bunun üzerine, Hz. Peygamber (A.S.M) “ondan el çek!” buyurdular. Soruyu soran adam bu kez; “bizim orada oturanlar bunu kabul etmeyecektir” dedi. Hz. Peygamber (A.S.M) buna da şöyle karşılık verdi: “Eğer kabul etmezlerse git, onlarla savaş!” İbnî Ömer’den (R.A)rivâyet edilen bir hadîse göre Hz. Peygamber (A.S.M) şöyle buyurmuşlardır: “Allah içkiyi ve onu içeni, sunanı, satanı, alanı, üreteni, ürettireni, taşıyanı ve kendisine taşıtanı lânetlemiştir.” Bir başka hadîsinde Hz. Peygamber (A.S.M) Müslümanlara içkiyle birlikte sunulan yemekten yemeyi yasaklamıştır. Yasağın ilk döneminde, içkiyi çıkarmada ve içmede kullanılan aletlerden yararlanılmasını bile yasaklamış, fakat daha sonra yasak iyice yerleşince bunların kullanımına izin vermiştir. Arapça “hamr” kelimesi öncelikle üzümden yapılan şarap anlamına geliyorsa da, buğday, arpa, kuru üzüm, hurma ve baldan yapılan içkiler için de kullanılır olmuş ve yasak, sarhoşluk veren her şeyi içine almıştır. Hadîsler bu noktada oldukça açıktır: “Her sarhoşluk veren hamrdır ve haramdır”, “Sarhoşluk veren her içki haramdır”, “Her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum. Cuma hutbelerinden birinde Halife Hz. Ömer (RA) hamr’ı “düşünme melekesini gideren her şey” olarak tanımlamıştır. Bu bağlamda Hz. Peygamber (A.S.M) genel ilkeyi şöyle koymuşlardır: “Çoğu sarhoşluk veren şeyin en az miktarı da haramdır; bir bardağı sarhoşluk veren şeyin bir damlası da haramdır…” Hz. Peygamber (A.S.M) zamanında sarhoş için belli bir ceza yoktu. Tutuklanıp mahkemeye çıkarılan suçlu ayakkabılarla dövülür, tepiklenir, yumruklanır, çomaklanır ve kırbaçlanırdı. Bu suç için verilen cezanın en yüksek miktarı kırk kırbaçtı. Hz. Ömer’in (R.A) halifeliğinin ilk günlerinde de aynı ceza uygulanıyordu. Fakat o suçların arttığını görünce, diğer sahabelere de danışarak cezayı seksen kırbaca çıkardı. İmam Malik, İmam Ebu Hanife ve bir rivâyete göre İmam Şafiî de aynı görüşteydiler. Fakat, İmam Ahmed B. Hanbel ve bir başka rivâyete göre İmam Şafiî, içki içmenin cezasının kırk kırbaç olduğu fikrindedir. Hz. Ali (R.A) de kırk kırbacı kabul etmiştir. İslam fıkhına göre, yasağın üzerinde durmak İslâm Devleti’nin görevidir. Nitekim, Hz. Ömer (RA) zamanında Beni Sakif kabilesinden Ruveyşid adlı bir adamın dükkanı, içinde gizlice şarap üretilip satıldığı için yakılmıştır. Başka bir seferinde ise, şarap sattıkları için bir köyü yaktırmıştır (Tefhîmu’l Kur’an, Mâide Sûresi, 90. âyetinin tefsirinden özettir).  

İçkinin Haramiyeti İle İlgili Âyetler:
1- Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne infak edip harcayacaklarını sorarlar. ‘İhtiyaç fazlasını’ de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki, düşünesiniz.” (2/Bakara Sûresi, 219)

2- “Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, cünüp iken de -yolcu olan müstesnâ- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, veya kadınlara dokunup da bir su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” (4/Nisâ Sûresi, 43)

3- “Ey iman edenler! Hamr (sarhoşluk veren içecekler), kumar, dikili taşlar (putlar, putlaştırılan heykeller), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içkide ve kumarda, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ın zikretmekten ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz, değil mi?” (5/Mâide Sûresi, 90-91)

İçkinin Haramiyeti ile ilgili Hadîsler:
1- Hz. Câbir (R.A) anlatıyor: Mekke’nin fethedildiği sene Hz. Peygamber (A.S.M)’i Mekke’de işittim, şöyle buyuruyordu: “Cenab-ı Allah içki, ölmüş hayvan, domuz ve putun alım-satımını yasakladı.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü “ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne buyurursunuz, zîra onunla gemiler yağların, derilere sürülür, kandiller aydınlatılır” dendi. Cevâben: “O (nun satışı) haramdır” buyurdu ve ilâve etti: “Allah Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler.” Buhârî, Büyû 112, Meğâzî 50; Müslim, Müsâkât 71 (1581); Ebu Dâvud, Büyû 66 (3486); Tirmizî, Büyû 93, (7, 309-310); İbnu Mâce, Ticarât 11, (2167).
2- El-Muğîre (R.A) anlatıyor: “Rasûlullah (A.S.M) buyurdu ki: “Kim içki satarsa, hınzır kasaplığı da yapsın” Ebu Dâvud, Büyû 66, (3489).

3- Ebu Mâlik veya Ebu Amir el-Eş’ari (R.A) anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:  “Ümmetimden bir kavim, ferci (zinayı), ipeği, içkiyi, çalgıyı helal addedecektir. Bir kısım kavimler de bir dağın eteğine inecekler. Onların sürüsünü, çoban sabahları yanlarına getirecek. (Fakir) bir adam da, bir ihtiyacı için yanlarına gelecek. Onlar adama:  “Bize yarın gel! derler. Bunun üzerine Allah onları geceleyin yakalayıverir ve dağı tepelerine koyarak bir kısmını helak eder. Geri kalanları da mesh ederek Kıyamete kadar maymun ve hınzırlara çevirir.” Buhari, Eşribe 6.

4- Ebu’d-Derdâ (R.A) anlatıyor: “Halilim Aleyhissalâtu vesselâm bana şu vasiyette bulundu: “Hiçbir şeyi Allah’a ortak kılma, hatta param parça edilsen, ateşlerde yakılsan da; bile bile hiçbir namazını terk etme; kim namazı bile bile terkederse ondan Allah’ın zimmeti (garantisi) kalkar; içki içme, çünkü o, bütün kötülüklerin anahtarıdır.”

5- Hz. Câbir (R.A) anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah ve ahiret gününe inanan kimse izarsız hamama girmesin. Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, bir özrü olmadan hanımını hamâma sokmasın. Kim Allah’a ve ahirete, inanıyorsa üzerinde içki bulunan sofraya oturmasın.” Tirmizi, Edeb 43, (2802); Nesai, Gusl 2, (1, 198).

6- Sevr İbnu Zeyd el-Dîlî anlatıyor: “Hz. Ömer (RA), hamr (içki) için uygulanması gereken haddin miktarı hususunda (Ashabla) istişarede bulundu. Hz. Ali (RA): “Seksen sopa vurulmasını uygun görüyorum” dedi. Çünkü kişi, içince sarhoş olur, sarhoş olunca hezeyana düşer (saçmalar), hezeyana düştü mü iftira atar. (İftiranın cezası ise 80 sopadır). Böylece Hz. Ömer (R.A) içki içenler için haddi 80 sopa takdir etti.” Muvatta, Eşribe 2, (2, 842).

7- İbnu Ömer (R.A) anlatıyor: “Rasûlullah (A.S.M) buyurdular ki: “Kim (ısrarla) içki içerse dördüncü sefere kadar kamçılayın, sonra (devam ederse) öldürün.”  Ebû Dâvud, Hudud 37, (4482); Tirmizî, Hudud 15, (1444).

8- Hz. Ömer (R.A) anlatıyor: “Lakabı Hımâr olan bir adam vardı. Bu zat zaman zaman Rasûlullah (A.S.M)’ı güldürürdü. Hz. Peygamber bu adamı, içki sebebiyle dövdürmüştü. Bir gün yine içki suçuyla getirildi. Rasûlullah emretti, celde (deynekle dövme cezası) uygulandı. Cemaatten birisi: “Allah’ım şu adama lânet et! Kaç sefer içki sebebiyle getirildi, bir türlü ıslah olmuyor)” diye beddua etti.Rasûlullah (A.S.M): ” Ona lânet etmeyin. Allah’a yeminle söylüyorum, bu adam hakkında bildiğim bir şey varsa o da Allah ve Rasûlü’nü (samimiyetle) sevmiş olmasıdır” buyurdu.” Buhârî, Hudud 5.Ebû Dâvud’da, Ebû Hüreyre (R.A)’ den kaydedilen bir rivâyette: “Böyle söylemeyin, fakat şöyle deyin: “Ey Allah’ım, ona rahmet et, onun taksiratını affet!” buyurmuştur.

9- Hz. Âişe ((R.A) â anlatıyor: “Resülullah (A.S.M) buyurdular ki: “Sarhoşluk veren her içki haramdır.” Buhârî, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebu Dâvud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizî, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesâî, Eşribe 23, 8, (298).

10- Hz. Huzeyfe (R.A) anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hamr (sarhoş edici içki), günahın her çeşidinin kaynağıdır. Kadın, şeytanın oltasıdır, dünya sevgisi her çeşit hatanın başıdır.” Rezin tahric etmiştir.

11- Yine Nesâî’nin bir rivâyetinde Rasûlullah (A.S.M) şöyle buyurmuştur:

“Üç kişi vardır, cennete girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riâyet etmeyen kimse; içki düşkünü olan kimse; verdiğini başa kakan kimse.” Nesâî, Zekat 69, (5, 81).

Selam ve hürmetlerimle, tevfîk ve hidayeti Allah’tan dilerim. 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.