400 Yıllık Gerikalmışlık!

mehmet toka

 

Dünyamızda bugün, Müslüman medeniyetinin kendi içerisinde yarattığı mezhep savaşları diyebileceğimiz bir olgunun içerisindeyiz. 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Müslüman coğrafyalarında bitmek tükenmek bilmeyen kanlı savaşlar yaşanıyor. Bir din medeniyeti olarak düşündüğümüzde Müslüman ülkeler, mezhep savaşlarıyla giderek gerilerken bir diğer din medeniyeti olarak tanımlayabileceğimiz Hıristiyan medeniyeti (Avrupa ve Amerika başta olmak üzere) ise bilimin tüm imkânlarını değerlendirerek aynı hızla büyümeye devam ediyor. 400 yıl önce orta çağ Avrupa’sındaki mezhep savaşlarını bugün kendi topraklarımızda, kendi insanlarımız arasında yaşamamız ne kadar da ironik değil mi?

Yaklaşık 400 yıl önce, 17. yüzyılın başlarında, 1618 ila 1648 yılları arasında yapılan ve birçok Avrupa devletinin katıldığı mezhep savaşları (ki bugün literatüre otuz yıl savaşları olarak geçmiştir) Avrupa’da büyük bir yıkıma yol açmıştı. Aynı yüzyılda doğuda ise İslamiyet, ilimde ve fende en parlak dönemini yaşanmaktaydı. İslamiyet adına bu yükselişin mimarı şüphesiz ki Osmanlı Devleti idi. Osmanlı’da dini duyguların devlet kademelerine çok fazla baskın olamadığı ve bilimin öncelikli hâl aldığı dönemlerdi.

Avrupa’da Protestan ve Katolik mezhepleri arasında yaşanan bu savaşlarda milyonlarca insan ‘Tanrı’nın isteği’ adına engizisyon mahkemelerinde yargılanıp giyotinlerde can veriyordu. Kadınlar cadı oldukları gerekçesiyle canlı canlı yakılıyordu. Avrupa tam anlamıyla karanlık bir dönemden geçiyordu. Aynı dönemde İslam coğrafyalarında ise (İran ve Osmanlı arasındaki anlaşmazlıklar göz ardı edilirse) mutlak bir birliktelik ve uyum vardı.

Otuz yıl savaşlarından sonra 1648 yılında Westfalia Anlaşması imzalandı. Avrupa’nın, yaşanan mezhep savaşlarından ötürü dili yeterince yanmıştı. 30 yıl süren mezhep savaşları, ekonomik, siyasal, kültürel ve diğer tüm yönlerden Avrupa’nın ilerleyişine engel olmuştu.

Avrupa’nın yeni bir geleceğe ihtiyacı olduğunu gören siyasetçiler yeni Avrupa düzenini Westfalia’da kurdular. Öyle ki tüm yaşananların sebebi olarak gördükleri dini otoritenin en üst kademesi olan Papa’nın dahi bu anlaşmada bulunmasına müsaade etmediler. Dini duyguları ikinci plânda tutup Avrupa’yı ekonomik ve siyasal açıdan ilerletmeye çalıştılar. Öyle ki 18.yüzyıl, Avrupa’nın ilerleyişinin başlangıcı oldu. Avrupalılar, Westfalia’dan sonra başlatılan yeni dünya düzeninin bugün dahi tartışılmaz gücünü ellerinde bulunduruyorlar.

Bugün gelinen noktada ne yazık ki 400 yıl önceki durumun tersine döndüğünü açıkça görmek mümkün. Pakistan, Afganistan, Irak, Suriye başta olmak üzere onlarca Müslüman ülkesinde mezhep savaşları yaşanıyor. Allah adına cinayetler, katliamlar yaşanıyor. Engizisyon mahkemelerini aratmayan hücre evlerde ya da kamplarda giyotini aratmayan kılıçlarla kelleler kesiliyor. Yani Hıristiyan medeniyetinin 400 yıl önceki halini, bugün İslam medeniyeti tam anlamıyla yaşıyor.

El Kaide, Taliban, El Nusra, IŞİD gibi terör örgütleri Kur’an ve Allah adına cihad ettiklerini söylüyor, birçok Müslüman ülkede binlerce çocuğun, kadının, erkeğin kanı akıyor, İslam’a hizmet ettiklerini söyleyen bu caniler, tekbirler eşliğinde Müslüman kardeşlerini katlediyorlar. Bu katliamlara, insanlık dışı zulümlere karşı çıkması gereken kanaat önderleri veya siyasi liderler ise bu örgütlere “insani yardım” adı altında silah yardımında bulunuyorlar.

Sizce de Müslüman coğrafyası, 17 yüzyıl Avrupa’sını yaşamıyor mu? Peki bu kan nereye kadar akacak? Bizim Westfalia’mız neresi olacak? Din veya mezhep uğruna insan canını almanın vahşilik olduğunu, aslına bakarsanız her ne sebeple olursa olsun bir insanı öldürmenin insanlıktan çıkmak olduğunu bizim topraklarımız ne zaman anlayacak?

Umarım Avrupa’nın kazanmış olduğu siyasi birliği İslam coğrafyası da bir gün kazanır ve umarım o gün geldiğinde, bugünden dili yananların çocukları ve torunları bugünleri hiçbir zaman unutmasınlar. Unutmasınlar ki insanlarımız bir daha böyle bir karanlık dönemi yaşamasın!

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.