22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Gününüz Kutlu Olsun

DIGITAL CAMERA

DIGITAL CAMERA

1992 yılında imzalanan Biyoçeşitlilik sözleşmesi, Biyolojik çeşitlilik, canlıların farklılığını ve değişkenliğini, içinde bulundukları karmaşık ekolojik yapılarla, birbirleriyle ve çevreleriyle karşılıklı etkileşimlerini ifade etmektedir. İnsanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılamasında vazgeçilmez bir yeri olan canlı kaynakların temeli biyolojik çeşitliliktir. Diğer bir deyişle biyolojik çeşitlilik bir ülkenin biyolojik zenginliğidir. Dünyanın giderek azalan canlı kaynakları ve giderek kirlenen toprak ve su kaynakları dikkate alındığında, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, stratejik bir Güç durumuna gelmektedir

Son 100 yılda yaklaşık 300 bin bilinen bitki türünün yok olduğu göz önüne alındığında , “Bitki ve hayvan türlerinden halen günde üç canlı türü yok olmakta. Dünya’nın her yerinde biyolojik çeşitliliği azaltan veya onu olumsuz yönde etkileyen nedenlerin hemen hepsinde doğrudan veya dolaylı olarak en önemli etken insandır.

Mısır’da Nil Nehri üzerine elektrik enerjisi üretme ve sulama suyu elde etme amacıyla inşa edilen Asuvan Barajı.   Bu barajın işletmeye açılmasından kısa bir süre sonra şu olumsuz ve istenmeyen olaylar meydana geldi,

 Baraj yapılmadan önce Nil Nehri tarım bakımından çok verimli, zengin alüvyonlu topraklar taşıyor ve bunlarla Nil Deltası’nı doğal gübre deposu ve deltanın sulama kaynağı durumundaydı.

Baraj yapılınca doğal gübre ve suyun azalmasıyla kurak bir alan meydana geldi.  Bunun sonucunda deniz suyu ve şiddetli buharlaşmayla delta toprakları tuzlandı ve çoraklaştı.

Nil Nehri, baraj yapılmadan önce, akan sular denize döküldüğü kısımda yaşayan ve üreme yapan balıklar için  bol miktarda oksijen deposu halindeyken, Bu sular barajla tutulunca, hem oksijen akımı, hem de balıklar için yem olabilecek bazı organik madde taşınması ortadan kalktı. Bütün bunlar da ekolojik dengeyi bozarak bazı balık türlerinin yok olmasına neden oldu.

Sulama başlayınca, sulanan tarlalarda salyangozlar arttı. Salyangoz yiyen insanlarda,  salyangozlarda parazit olarak yaşayan bir canlının neden olduğu karaciğer hastalığı ortaya çıkmaya başladı. 

Endonezya’nın Borneo Adası’nda sıtma mücadelesi için DDT (dikloro difenil trikloroethan) kullanıldı.

Sıtma mücadelesi için, kırsal alanlardaki kerpiç evlerin duvarlarına da DDT sıkılmıştı.

Buralarda yaşayan ve tırtılların düşmanı olan bazı böcekler öldüler. Tırtıllar da düşmanları yok olduğu için çoğaldılar. Kitle üremesi yapan bu tırtıllar saz damları yemeye başladılar. Bunun sonucunda saz damlar çökmeye başladı.

 İlaçlama sonucunda, evlerdeki hamam böceklerinde DDT’ ye karşı bağışıklık meydana geldi. Bu zehirli ilaç bunların vücudunda büyük miktarlarda birikti. Bu biriken DDT beslenme zinciri yoluyla, önce onları yiyen kertenkelelere, onlardan da kedilere geçti. Belli bir süre sonra kediler ölmeye başladı. Kediler azalınca meydan farelere kaldı ve kitle üremesi yaptılar. Böylece veba hastalığı kaynağı yaratılmış oldu.

Mete TÜRKOĞLU

Orman ve Su İşleri Bakanlığı

Iğdır İl Şube Müdürü

 

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.